Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, Anadolu Ajansı (AA) Analiz için kaleme aldığı yazıda, “Terörsüz Türkiye” sürecinde gelinen aşamayı ve sürece yönelik eleştirileri değerlendirdi.

Sürecin bir “çözüm süreci” değil, “geçiş süreci” olarak tanımlanması gerektiğini savunan Uçum, geçiş sürecinin tamamlanmasının önüne geçilemeyeceğini ileri sürdü. Uçum, yazısında sürece yönelik eleştirilerin ve süreci durdurmaya dönük girişimlerin sonuç vermeyeceğini savunarak, örgütün silah bırakmasına ilişkin tespit ve teyit mekanizmasının işletilmesinin önemine dikkat çekti. Geçiş sürecinin tamamlanması için yasal çerçevenin uygulanması gerektiğini belirten Uçum, 2026 yılı sona ermeden MGK kararının alınarak Resmi Gazete’de yayımlanması gerektiğini ifade etti.

MGK kararı için yıl sonunu işaret etti

Çerçeve yasanın uygulanmasına ilişkin bilgi veren Uçum, Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında Takip ve Değerlendirme Kurulu kurulduğunu, alt komisyonların da belirlendiğini aktardı. Yasada öngörülen erteleme mekanizmasının işletilebilmesi için örgütün fiili varlığını sona erdirdiğinin ve silah ile mühimmatın teslim edildiğinin doğrulanması gerektiğini belirten Uçum, bu doğrultuda Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kararı alınması gerektiğini kaydetti. Kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasının ardından kapsama giren kişilerin altı ay içinde yetkili mercilere başvurabileceğini ifade etti.

Başvuruların savcılıklar, mahkemeler ve infaz hâkimlikleri tarafından inceleneceğini belirten Uçum, gerekli şartları karşılayan kişiler için erteleme kararı verilebileceğini söyledi. Erteleme süresince yeni bir “terör suçu” işlenmemesi halinde ise kişinin hukuki durumuna göre takipsizlik, davanın düşmesi veya cezanın infaz edilmiş sayılması yönünde karar alınabileceğini aktardı.

Uçum, örgütün silah bırakmasına ilişkin tespit ve teyit sürecini düzenleyecek MGK kararının 2026 yılı sona ermeden alınması ve kamuoyuna duyurulması gerektiğini savundu.

Öcalan’ın statüsüne ilişkin tartışmaları değerlendirdi

Abdullah Öcalan’ın statüsüne yönelik tartışmalara da değinen Uçum, İmralı’da cezaevi binasına bağlı olarak oluşturulan ünitenin, Öcalan’ın süreçte üstleneceği rolü yerine getirebilmesi amacıyla hazırlandığını belirtti. Öcalan’a ilerleyen dönemde farklı kişilerle açık görüşme olanağı tanınabileceğini dile getiren Uçum, bu tür düzenlemelerin serbest bırakılma ya da ayrıcalık şeklinde değerlendirilmesine karşı çıktı.

Öcalan’ın özgürlüğünün gündeme getirilmesini eleştiren Uçum, “Öcalan’ın dahi gündeminde olmayan, örneğin özgür kalması gibi konuları öne çıkararak süreci yapay sorunlarla aksatmaya çalışanların bakışı da aynı derecede sorunlu ve iyi niyetten uzaktır” ifadelerini kullandı.

DEM Parti ve yeni siyasi oluşumlara eleştiri

Uçum, süreç çerçevesinde DEM Parti’nin yeniden yapılanmasına ve Demokratik Cumhuriyet Hareketi ile Yurtsever Sol Demokrasi adlarıyla gündeme gelen yeni siyasi oluşumlara da değindi. Bu gelişmelerin “pozisyon ve statü savaşlarını” beraberinde getirebileceğini öne süren Uçum, söz konusu tartışmaların “etnik siyasete savrulmaya” yol açtığını savundu. Sürece karşı çıkan bazı çevreleri de eleştiren Uçum, bu kesimlerin “yapıcı demokratik muhalefet” yürütmek yerine devletin uygulamalarına daha fazla karşı çıkma yarışına girdiğini ileri sürdü.

Uçum, süreçte yaşandığını düşündüğü fikri ve pratik engelleme girişimlerine karşı önlem alınmasının kaçınılmaz olduğunu da ifade etti.

Özgür Özel: ‘Yeni Parti için kazanmaktan başka yol yok’
Özgür Özel: ‘Yeni Parti için kazanmaktan başka yol yok’
İçeriği Görüntüle

“Yeni anayasa etnik ve kimlik siyaseti üzerinden müzakere edilmeyecek”

“Terörsüz Türkiye” süreci ile yeni anayasa çalışmalarının birbirinden ayrı değerlendirilmesi gerektiğini belirten Uçum, ilkini “diyalog”, ikincisini ise “müzakere” süreci olarak tanımladı. Yeni anayasa ve demokratikleşme taleplerinin mevcut sürecin ön koşulu haline getirilmesine karşı çıkan Uçum, “Hiç kimse yeni anayasanın etnik ve kimlik siyasetleri üzerinden müzakere edileceği beklentisine girmesin. Yeni anayasada etnik ve kimlik siyasetlerine ilişkin yaklaşımlar olacağı vehmine kapılmasın” dedi.

Demokratikleşme ve yeni anayasa çalışmalarının ancak “Terörsüz Türkiye” sürecinin tamamlanması ve etnik ve kimlik siyasetlerinin geride bırakılmasıyla ilerleyebileceğini öne süren Uçum, anayasa müzakerelerinin 2028 seçimlerine kadar sonuçlandırılmasının hedeflenebileceğini belirtti.

Mevcut yasama döneminde çalışmaların temel yaklaşımlar üzerinde uzlaşma aranmasıyla sınırlı kalabileceğini ifade eden Uçum, yeni anayasanın TBMM’nin 29. döneminde kabul edilerek halkoyuna sunulmasını ise “kaçınılmaz bir adım” olarak değerlendirdi.

Kaynak: Haber Merkezi