İtalya’nın başkenti Roma’da gerçekleştirilen Avrupa Parlamento Başkanları Konferansı’na katılan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, TRT Haber canlı yayınında 'barış ve demokrasi sürecine' ilişkin önemli değerlendirmelerde bulunarak, yasa çıkmış olsa dahi örgütün silahları bıraktığının tespit ve tescil edilmemesi durumunda somut adımların atılmayacağını söyledi.
Avrupa Parlamento Başkanları Konferansı’nın kendileri açısından oldukça verimli geçtiğini belirten Kurtulmuş, toplantı kapsamında bazı Avrupalı meclis başkanlarıyla ikili ilişkiler, bölgesel sorunlar ve küresel sistemin yenilenmesine dair görüşmeler yaptıklarını aktardı. Yeni, adil ve hakkaniyetli bir dünya sistemi ile dünya barışının tesis edilmesi için yapılabileceklerin ele alındığı toplantılardaki konuşmasının ardından mevkidaşlarından olumlu tepkiler aldığını ifade eden Kurtulmuş, ziyareti Roma'da TRT Haber canlı yayınında değerlendirdi.
"Terörsüz Türkiye süreci planlandığı gibi yürüyor"
"Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun" kapsamında atılacak adımlara ilişkin soruları yanıtlayan Kurtulmuş, sürecin planlandığı doğrultuda ilerlediğini belirtti. Zaman zaman ufak gecikmeler yaşansa da genel istikametin değişmediğini ve sürecin güçlü bir siyasi iradeyle sürdürüldüğünü dile getiren Kurtulmuş, kanunun 467 milletvekilinin "evet" oyuyla kabul edilmesinin Türk siyasetinin kararlılığını açıkça gösterdiğini kaydetti.
Sürecin milletin kahir ekseriyetinin desteğiyle ilerlediğini ve kimsenin telaşa kapılmaması gerektiğini söyleyen Kurtulmuş, "Örgüt artık silahlarını teslim etmeye ve silahsızlanma sürecini hızlandırmaya devam ediyor. Zaten yasa çok açık. Eğer örgütün tamamıyla silahları bıraktığı tespit ve tescil edilmezse bu süreçle ilgili yasanın çıkmış olmasına rağmen adımlar atılmayacak, çok net bu. İyi gidiyor" ifadelerini kullandı.
"Hiç kimse ayrılıkçı ve ötekileştirici bir dil kullanmasın"
"Terörsüz Türkiye" sürecinde yaşanabilecek provokasyonlara karşı dikkatli olunması gerektiğinin altını çizen Meclis Başkanı Kurtulmuş, çözüm isteyenler kadar süreci baltalamak isteyecek azınlık kesimlerin de olabileceğine işaret etti. Bu tür girişimlerin önüne geçmenin yolunun yeni döneme uygun bir dil kullanımından geçtiğini belirten Kurtulmuş, eski siyasi alışkanlıkların bir kenara bırakılması gerektiğini söyledi.
Siyasette ve toplumsal yaşamda etnik, siyasi, dini ya da mezhebi farklılıkları ayrıştıran ve ötekileştiren bir üsluptan kesinlikle kaçınılması gerektiğini vurgulayan Kurtulmuş, çağrısını şu sözlerle tamamladı:
“Bunlara karşı uyanık olmak lazım. Herkes bu sürece ne kadar olumlu katkı yapabilirse bunun hesabı içerisinde olması lazım. Bu provokasyonların önüne geçecek olan husus da yeni döneme uygun bir dil kullanmaktır. Eski siyasi alışkanlıkların bir tarafa bırakılması lazım. Bunun için de iki temel konunun altını çizmek isterim. Hiç kimse ayrılıkçı bir dil kullanmasın. Yani o eski ayrılıkçı dilin artık siyaseten de bir karşılığı olmadığı, bölgedeki Kürt halkı başta olmak üzere kimsenin bu ayrılıkçı söyleme prim vermediği aşikardır. Milletimizin böyle bir gündemi yoktur. Dolayısıyla bundan sonra da ayrılıkçı dili kullanma konusunda herkesin olağanüstü titiz davranması lazım. Eğer herkes Türkiye’de, özellikle siyasette gerçekten millete hizmet eden dostlarımız, arkadaşlarımız, hangi partiden olursa olsun bu iki temel hususa dikkat ederlerse bu sürecin ruhuna uygun bir barış, kardeşlik, dostluk, dayanışma dili gelişir ki sürecin zaten ihtiyacı olan husus budur”





