TBMM Genel Kurulu’nda fon krizine ilişkin tartışmalar sürerken, muhalefetin krizle ilgili araştırma komisyonu kurulması yönündeki önergeleri iktidar grubunun ret oylarıyla kabul edilmedi. AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, yargı ve ilgili kurumların gerekli çalışmaları yürüttüğünü belirtirken, muhalefet temsilcileri ise Meclis’in de süreci araştırması gerektiğini savundu.
Genel Kurul’un açılışında söz alan Yeni Yol Grup Başkanvekili Mehmet Emin Ekmen, fon krizine ilişkin listelerin açıklanmasını isteyerek, hangi kişilerin ne miktarda işlemle sürece dahil olduğunun ortaya konulması gerektiğini söyledi.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Uğur Poyraz da araştırma komisyonunun kurulmasının iktidarın rızasına bağlı olmadığını belirterek, konunun TBMM’nin kurumsal sorumluluğuyla ilgili olduğunu ifade etti.
CHP Grup Başkanvekili Sevda Erdan Kılıç ise muhalefet partilerinin üç gündür aynı konuya ilişkin araştırma önergeleri verdiğini belirterek, ortak bir önergeyle komisyon kurulması çağrısında bulundu.
YENİ Parti Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır ise AK Parti’nin Genel Kurul gündemine sunduğu önergelere tepki gösterdi. Başarır, muhalefet partilerinin fon krizinin araştırılması için komisyon kurulmasını istediği sırada AK Parti’nin çalışma gün ve saatlerinin düzenlenmesine ilişkin grup önerisi sunduğunu, gündem dışı konuşma konusunun ise uzay kongresi olduğunu söyledi.
İktidar: Gerekli adımları atıyoruz
Muhalefetin eleştirilerine AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu yanıt verdi. Akbaşoğlu, ilgili kurumların koordinasyon içinde çalıştığını ve yargının gerekli işlemleri yürüttüğünü belirterek, sürecin sonuna kadar takip edileceğini söyledi.
Akbaşoğlu, Devlet Denetleme Kurulu’nun konuyu tüm boyutlarıyla incelediğini belirterek, sermaye piyasalarının süreç sonunda sorunlardan arındırılacağını savundu. Sorumluların yargı önünde hesap vereceğini ifade eden Akbaşoğlu, AK Parti’nin siyasi yaklaşımının ahlak, inanç, etik ve güven üzerine kurulu olduğunu söyledi.
Muhalefetin araştırma komisyonu kurulması yönündeki çağrısına ilişkin ise iktidar tarafı, mevcut inceleme ve soruşturmaların sürdüğünü belirterek önergeye destek vermedi.
Araştırma önergeleri reddedildi
Grup başkanvekillerinin konuşmalarının ardından muhalefet partilerinin fon krizinin araştırılması amacıyla verdiği önergelerin görüşülmesine geçildi.
Yeni Yol Grubu’nun önergesi üzerine konuşan YENİ Parti Ankara Milletvekili Umut Akdoğan, muhalefet partilerinin fon krizinin milletvekilleri tarafından araştırılmasını istediğini, iktidarın ise buna karşı çıktığını söyledi. Akdoğan ayrıca önceki gün AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin’in fon krizine ilişkin listenin açıklanmasını istediğini belirtirken, Genel Kurul’da Akbaşoğlu’nun yer almasını eleştirdi.
AK Parti Samsun Milletvekili Ersan Aksu ise muhalefeti sorumlu bir dil kullanmaya çağırdı ve gerekli çalışmaların yürütüldüğünü savundu. Aksu, bu gerekçelerle araştırma önergesine katılmadıklarını açıkladı.
Yapılan oylamada Yeni Yol Grubu’nun önergesi reddedildi. Ardından İYİ Parti tarafından aynı konuda verilen araştırma önergesi de Genel Kurul’da kabul edilmedi.
Fon krizinin ardından soruşturmalarda 217 şüpheli
Fon krizine ilişkin soruşturmalar ise İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde sürüyor. Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) incelemeleri ve suç duyuruları doğrultusunda yürütülen soruşturmalarda, 17 Eylül’den bu yana hakkında adli işlem yapılan şüpheli sayısının 217’ye, tutuklananların sayısının 85’e, adli kontrol uygulananların sayısının ise 98’e yükseldiği bildirildi.
Soruşturma kapsamında Başsavcılığın 17 Eylül’de MASAK’a gönderdiği yazıyla Pusula Finans Holding AŞ, Tera Yatırım Menkul Değerler AŞ, Hedef Holding AŞ ve Bulls Yatırım Menkul Değerler AŞ ile bunların alt şirketlerinin yöneticilerine ilişkin mali verilerin temin edilmesi istendi.
İncelemede şirket yöneticilerinin 2024’ten itibaren gerçekleştirdiği para ve kripto varlık transferleri ile hesap hareketlerinin yanı sıra birinci derece yakınlarının mali hareketlerinin de araştırılması talep edildi. Söz konusu incelemeyle yurt dışına para veya kripto varlık aktarılıp aktarılmadığının belirlenmesi amaçlandı.
Tutuklamalar eylül ayında başladı
19 Eylül’de Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen, Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu üyeleri Emre Alkin, Kerem Alkin ve Alper Öztürk ile Pusula Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan gözaltına alındı.
20 Eylül’de Doğa Sigorta Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Kırmızı ile Tera Yatırım Yönetim Kurulu üyeleri Bülent Uygun ve Abdulkadir Özkan da gözaltına alındı.
Soruşturmanın mali incelemeleri sonucunda Katılımevim Tasarruf Finansman AŞ’de piyasa dolandırıcılığı gerçekleştirildiğinin tespit edildiği bildirildi. 21 Eylül’de düzenlenen operasyonda çok sayıda şüpheli gözaltına alındı.
Başsavcılık açıklamasında, Katılımevim paylarına ilişkin soruşturma kapsamında 25 şüpheli hakkında işlem başlatıldığı, 15 kişinin gözaltına alındığı ve firari 10 şüphelinin yakalanması için çalışmaların sürdüğü belirtildi.
Aynı soruşturma kapsamında Pusula Finans Holding, Pusula Yatırım Menkul Değerler, Tera Yatırım Menkul Değerler, Tera Portföy Yönetimi, Hedef Holding, Hedef Portföy Yönetimi, Bulls Yatırım Menkul Değerler, Bulls Portföy Yönetimi ve Ufuk Yatırım Yönetim ve Gayrimenkul ile bağlantılı yönetici ve yetkililerin para ve mal varlığı hareketlerine yönelik tedbir uygulandı.
22 Eylül’de Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen, Yönetim Kurulu Üyesi Emre Alkin, bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi Kerem Alkin, Tera Portföy Genel Müdürü Alper Öztürk ve Pusula Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan tutuklandı.
23 Eylül’de ise aralarında Tezmen ile Pusula Portföy Yönetimi AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız’ın bulunduğu 11 şüphelinin mal varlıklarına el konulmasına yönelik talep mahkeme tarafından kabul edildi.
24 Eylül’de Tera Yatırım yöneticileri Abdulkadir Özkan ve Bülent Uygun, Doğa Sigorta Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Kırmızı ile çok sayıda şüphelinin bulunduğu 17 kişi tutuklandı. Aynı süreçte gözaltına alınan 19 şüpheli hakkında da tutuklama kararı verildi.
Lüks araç, jet ve yata el konuldu
Soruşturma kapsamında tutuklanan Muhammed Yarız’a ait 5 lüks aracın düşük bedellerle farklı kişilere devredildiği tespit edildi. Piyasa değerlerinin yaklaşık 200-220 milyon lira olduğu belirtilen araçlara el konulmasına karar verildi ve 4 araç muhafaza altına alındı.
Yarız ile Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen’e ait olduğu belirlenen 2 özel jet ile Pusula Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan’a ait olduğu tespit edilen lüks yata da el konuldu. İki özel jet ve yatın toplam piyasa değerinin yaklaşık 1,8 milyar lira olduğu değerlendirildi.
26 Eylül’de adliyeye sevk edilen 6 şüpheli tutuklanırken, 2 kişi hakkında adli kontrol tedbiri uygulandı. Tera Yatırım Üst Yöneticisi Emir Münir Sarpyener ile Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel hakkında da yakalama kararı çıkarıldı. Sarpyener 27 Eylül’de gözaltına alınırken Özel de daha sonra yakalandı.
Aynı tarihte SPK ve ilgili kurulların yeni değerlendirmeleri doğrultusunda 45 firma ve 19 fon hakkındaki tedbirler ile mal varlıklarının dondurulmasına ilişkin kararlar kaldırıldı. Gerçek kişiler üzerindeki tedbirlerin ise sürdüğü bildirildi.
Eski SPK Başkanı da soruşturmada
29 Eylül’de 5 şüpheli tutuklanırken, 7 kişi hakkında adli kontrol kararı verildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ayrıca İlyas Kaya ile eşi Fatma Betül Sayan Kaya'nın tüm mal varlıklarının dondurulmasına ilişkin ilgili kurumlara yazı gönderildiğini açıkladı.
Melis Sütşurup ile babası Cihan Sütşurup hakkında da yakalama kararı çıkarılması ve mal varlıklarına el konulmasına karar verildi.
Eski SPK Başkanı İbrahim Ömer Gönül ise 30 Eylül’de soruşturma kapsamında “şüpheli” sıfatıyla ifadeye çağrıldı. Savcılık aynı gün Gönül hakkında “görevi kötüye kullanma” suçundan soruşturma izni verilmesi için Hazine ve Maliye Bakanlığına başvurdu.
1 Ekim’de Tera Yatırım CEO’su Emir Münir Sarpyener, Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel ile iki şüpheli daha tutuklandı. Bir kişi hakkında ise adli kontrol tedbiri uygulandı.
2 Ekim’de Destek Holding AŞ ve Özata Gemicilik şirketleriyle bağlantılı 4 şüpheli tutuklandı. 9 şüpheli hakkında da adli kontrol hükümleri uygulandı.
3 Ekim’de ise Ali Serhat Tüzün, Ali Yöney, Alper Tunga Sagu Burak, Burak Sevindik, Fırat Kerim Ersoy, Gökhan Koçyiğit, Gürsel Akça, İdris Çakır, Jeremy Etienne Debost, Tahir Fatih Mutlu, Mücahit Acaralp, Nil Özalp, Tuncer Köklü, Yasemin Yavuz Koçyiğit, Ali Göl, Hüseyin Emre Güner, İhsan Çimen, Mesut Yalım, Osman Sungur ve Erol Demirbaş'ın da aralarında bulunduğu 20 şüpheli tutuklandı.
Böylece fon soruşturması kapsamında 17 Eylül’den bu yana hakkında adli işlem yapılan şüpheli sayısı 217’ye yükseldi. Bu kişilerden 85’i tutuklanırken, 98 şüpheli hakkında adli kontrol hükümleri uygulandı.
Öte taraftan eski bakan Fatma Betül Sayan Kaya ve eşinin de soruşturma kapsamında ifadesi alındı.
Fon krizinde 1,1 trilyon liralık büyüklük etkilendi
Yatırım fonlarında Eylül 2026’da başlayan likidite sıkışıklığıyla gündeme gelen kriz, bazı portföy yönetim şirketlerinin düşük halka açıklık oranına sahip küçük şirket hisselerinde yüksek pozisyonlar alması ve bu hisselerde gerçekleştirildiği belirtilen işlemlerle bağlantılı gelişmelerin ardından derinleşti.
Fonların söz konusu hisseleri teminat göstererek borçlanması ve yatırımcıların toplu çıkış taleplerinin karşılanamaması üzerine SPK, 7 portföy şirketine ait 130’dan fazla fonu işleme kapatarak tasfiye sürecini başlattı. Etkilenen toplam fon büyüklüğünün 1,1 trilyon liraya, tasfiye edilen fon büyüklüğünün ise 826 milyar liraya ulaştığı açıklandı.
Krizin ardından Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi haftalık bazda yüzde 4,88 gerileyerek 12.270,18 puana düştü. Phoenix Danışmanlık kurucusu İris Cibre’nin Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) verileri üzerinden yaptığı analize göre, eylül ayında 364,7 bin yatırımcının hesabı sembolik seviyelere gerilerken, 10 milyon liranın üzerindeki portföylerde para çıkışı ve değer kaybının toplamı 1,94 trilyon liraya ulaştı.
Buna karşın uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları Fitch Ratings ve S&P Global Ratings, fon piyasasındaki gelişmelerin Türkiye’nin kredi notu üzerinde doğrudan aşağı yönlü bir baskı oluşturmasını beklemediklerini bildirdi.




