DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, güncel gelişmelere ilişkin Meclis’te basın toplantısı düzenledi. Konuşmasına sel felaketinde yaşamını yitirenleri anarak başlayan Koçyiğit, yaşanan can kayıplarının yanı sıra büyük ekonomik kayıplar meydana geldiğini söyledi.

Ardından 2027 yılı bütçe teklifini değerlendiren Koçyiğit, kamu kaynaklarının faiz ve savunma harcamalarına ayrılmasını eleştirerek bütçenin halkın ihtiyaçları yerine sermayenin çıkarlarını gözettiğini ifade etti.

‘Sel felaketinin etkileri yoksul mahallelerde daha büyük’

Sel felaketinde 6 kişinin yaşamını yitirdiğini hatırlatan Gülistan Kılıç Koçyiğit, çok sayıda ev ve işyerinin su altında kaldığını, araçların sel sularına kapıldığını belirtti. Felaketin etkilerinin özellikle yoksul mahallelerde daha ağır hissedildiğini söyleyen Koçyiğit, afetlerin sonuçlarının sınıfsal eşitsizliklerden bağımsız değerlendirilemeyeceğini dile getirdi.

Koçyiğit, şöyle konuştu:

“Sel felaketinde 6 yurttaşımızın yaşamını yitirdiğini biliyoruz. Sadece can kayıpları değil, çok ciddi bir ekonomik kayıp olduğunu da ifade etmek gerekiyor. Birçok yerde, evleri işyerleri su bastı, arabalar sel sularına kapıldı. Özellikle yoksul mahallelerde sel felaketinin ve hasarın çok daha büyük olduğunu biliyoruz. O anlamıyla yaşadığımız bütün her şeyin sınıfsal olduğunu görmemiz gerekiyor. Sel geldiğinde zenginleri değil, yoksul mahalleleri vuruyor. Ve ne yazık ki selin yaraları sarıldığında da öncelik zenginlere veriliyor, yoksullar göz ardı ediliyor.”

Sel felaketinin sorumluluğunun yağmura yüklenemeyeceğini belirten Koçyiğit, kentlerin planlanması, afetlere karşı önlem alınması ve yerel yönetimlerin yetkilerinin korunması gerektiğini vurguladı.

Koçyiğit, “Suçlu yağmur değildir. Suçlu, bunların önlemini almayan, kentleri düzenli planlamayan, yerel idarenin yetkilerini tanımayan, yerel idareyi ve seçilmiş belediye başkanlarını cezaevine koyan ve en önemlisi doğaya meydan okuyan anlayışın bizzat kendisidir” dedi.

‘2027 bütçesi de sermayenin bütçesidir’

2027 Yılı Merkezi Bütçe Kanunu Teklifi’ni değerlendiren Koçyiğit, bütçe politikalarının emekçiler üzerindeki vergi yükünü artırdığını, kamu kaynaklarının faiz ödemelerine aktarıldığını ve savunma harcamalarının yükseltildiğini söyledi.

Koçyiğit, bütçenin halkın ihtiyaçlarından çok sermayenin çıkarlarını gözettiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bütçe kalemlerine baktığımızda, her yıl bir sonraki yılı aratacak bütçe teklifleri ile karşılaşıyoruz. Emekçinin sırtına vergi yüklüyorlar, kamu kaynaklarını faize aktarıyorlar, savunma harcamalarını arttırıyorlar, sermayenin çıkarlarını ise maksimum koruyorlar. 2027 bütçesi de tıpkı 2026 ve öncekileri gibi aslında sermayenin bütçesidir.”

‘Otobanlara, yap-işlet-devret köprülere, şehir hastanelerine para ödüyoruz’

Bütçenin gelir, gider ve açık oranlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Koçyiğit, enflasyon hedefinin yüzde 21 olarak belirlendiğini söyledi. Koçyiğit’in paylaştığı verilere göre, geçen yıla kıyasla bütçe giderlerinde yüzde 44,09, bütçe gelirlerinde yüzde 44,35, bütçe açığında ise yüzde 42,57 artış öngörülüyor.

Bütçe açığının kaynaklarına dikkat çeken Koçyiğit, faiz giderlerinin kamu kaynakları üzerindeki yükünü eleştirdi. Kamu-özel işbirliği modeliyle yapılan otoyol ve köprüler ile şehir hastanelerine yapılan ödemeleri de gündeme getiren Koçyiğit, şöyle konuştu:

“Enflasyon hedefi yüzde 21 olarak hedeflenmiş. Geçen yıla göre bütçe giderlerinde yüzde 44,09, bütçe gelirlerinde yüzde 44,35 bütçe açığında ise yüzde 42,57 artış görünüyor. Bu bütçe açığının kaynağı nedir? diye baktığımızda yine orada faiz giderlerini görüyoruz. Çünkü korkunç bir şekilde faize para yatırılıyor. Otobanlara, yap-işlet-devret köprülere, şehir hastanelerine sürekli para ödüyoruz.”

‘Her 100 liranın 17 lirası faize gidiyor’

Faiz giderlerine ayrılan kaynağın büyüklüğüne dikkat çeken Koçyiğit, bütçenin emekçiler ve ekonomik güçlük yaşayan kesimlerin ihtiyaçları doğrultusunda kullanılmadığını söyledi.

“Bu ülkede her 100 liranın 17 lirası faize gidiyor. Buna ‘Dur’ diyen var mı? Hayır. Çünkü faizciler aynı zamanda yandaşlardır. Faizciler aynı zamanda iktidardan beslenenlerdir” diyen Koçyiğit, faiz ödemelerine ayrılan kaynakların çiftçilere, öğrencilere, emeklilere, asgari ücretlilere ve ilaç masraflarını karşılamakta zorlanan yoksullara aktarılabileceğini belirtti.

Koçyiğit, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu faiz giderleri, tarlasını ekemeyen çiftçiye gübre parası, mazot parası olarak ödenebilirdi. Bir öğün yemek bulamayıp aç karnına sınıfa gelerek açlıktan bayılan öğrencilere verilebilirdi. İlaç parası bulamayan yoksullara verilebilirdi. 23 bin liraya mahkum edilen emeklilere, 28 bin liraya mahkûm edilen asgari ücretliye verilebilirdi. Ama onlara vermek yerine yandaşa vermeyi tercih ediyorlar.”

‘Bütçenin en önemli payını yine savunma sanayisi alıyor’

Çözüm sürecine de değinen Koçyiğit, süreç devam ederken savunma ve güvenlik harcamalarına ayrılan payın yüksekliğini eleştirdi. Bütçenin halkın refahını artıracak, sağlık ve eğitim hizmetlerini güçlendirecek alanlara yönlendirilmesi gerektiğini ifade eden Koçyiğit, 2027 yılı için savunma sanayisine ayrılması öngörülen kaynağın 2026 bütçesine göre yüzde 60,28 arttığını söyledi.

Koçyiğit, konuya ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:

“Bütçenin önemli bir kaleminin gerçekten halkın refahının artırılması, sağlık ve eğitim giderlerinin karşılanması için harcanmasını isterdik. Ama bakıyoruz ki bütçenin en önemli payını yine savunma sanayisi alıyor. Bu yılki harcamalar için 3 trilyon 454 milyar lira ayrılması öngörülüyor. Bu, 2026 yılı bütçesine göre yüzde 60,28’lik bir artış demek.”

Esenyurt kayyumu Can Aksoy, görevden alındı
Esenyurt kayyumu Can Aksoy, görevden alındı
İçeriği Görüntüle

‘Barış süreci ekonomi politikasına da yansımalı’

Yeni bir dönemin kapısının aralandığını belirten Koçyiğit, güvenlikçi politikalara ayrılan bütçenin bu süreçte yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Her 100 liranın 15 lirasının savunma ve güvenlik harcamalarına ayrıldığını ifade eden Koçyiğit, Cumhurbaşkanı’nın silah ve çatışmaya giden kaynakların halkın refahına yönlendirileceğine ilişkin sözlerini hatırlatarak bu değişimin ne zaman gerçekleşeceğini sordu.

Koçyiğit, barış sürecinin yalnızca siyasi söylemlerle sınırlı kalmaması, ekonomi politikalarında ve bütçe tercihlerinde de karşılık bulması gerektiğini belirtti.

“Yeni bir döneme kapı aralıyoruz. O zaman sizin bu güvenlikçi politikalara ayırdığınız bütçeyi nasıl değerlendirmek gerekiyor? Buna dönüp bakmamız gerekiyor. Her 100 liranın 15 lirasını savunma harcamalarına, güvenlikçi politikalara ayıran bir bütçe ile karşı karşıyayız. Sayın Cumhurbaşkanı, ‘Silaha, çatışmaya giden bütçe artık halkın refahına gidecek’ demişti. Halk da bizler de soruyoruz: Ne zaman refah olarak yansıyacak? Barış süreci, ekonomi politikasına da mutlaka yansımalıdır. Burada gerçekten bir samimiyet varsa biz barışın bütün sonuçlarını görmek istiyoruz. Bütçede de dilde de pratikte de barışı görmek istiyoruz. Yaşamın her alanında barışı ve barışın sonuçlarını görmek istiyoruz.”

Kaynak: Haber Merkezi