İşte inanması güç, hayal etmesi bile ürkütücü olan o sıra dışı yaşam mücadelesinin kronolojik öyküsü...
Beyaz Ölümle İlk Randevu (1962 Tren Kazası)
Frane Selak’ın akılalmaz maceralar zinciri, 1962 yılının dondurucu bir kış gününde başladı. Saraybosna’dan Dubrovnik’e giden trende seyahat ederken, raylardaki bir hata nedeniyle tren raydan çıkarak donmuş bir göle uçtu. Kazada 17 yolcu boğularak ya da darbe alarak hayatını kaybederken, Selak sadece kırık bir kolla buzlu sudan kıyıya yüzmeyi başararak ilk mucizesine imza attı.
Gökyüzünden Saman Yığınına (1963 Uçak Kazası)
Tren kazasının korkusuyla bu kez gökyüzünü tercih eden Selak, bir yıl sonra Rijeka'ya gitmek için küçük bir uçağa bindi. Havadayken motorları duran ve hızla irtifa kaybeden uçağın arızalı kapısı basınç nedeniyle açılınca, Selak paraşütsüz bir şekilde boşluğa fırladı. Uçak bir tepeye çakılıp çok sayıda insana mezar olurken, Selak bir saman yığınının üzerine düşerek sadece ufak sıyrıklarla hayatta kaldı.
Buzlu Yollar ve Uçurum (1965 Otobüs Kazası)
Gözünü korkutan hava ve demiryollarından sonra otobüse yönelen bahtsız öğretmen, 1965 yılında yine bir kış kabusu yaşadı. İçinde bulunduğu otobüs, tekerleklerin buzda kayması sonucu kontrolden çıkarak köprüden aşağıdaki vadiye uçtu. Kazada 4 yolcu yaşamını yitirirken, Selak adeta görünmez bir el tarafından korunarak bu felaketi de sağ salim atlatmayı bildi.
Kendi Arabasında İlk Alevler (1970 Araba Kazası)
Toplu taşıma araçlarının kendisi için bir ölüm tuzağı olduğuna karar veren Selak, artık sadece kendi arabasını kullanmaya başladı. Ancak 1970 yılında seyir halindeyken aracının motoru aniden alev almaya başladı. Selak, soğukkanlılığını koruyarak araba büyük bir gürültüyle patlamadan saniyeler önce kendisini dışarı atmayı başardı.
Havalandırmadan Gelen Tehlike (1973 Araba Kazası 2)
İlk araba kazasından 3 yıl sonra, talihsizlik Selak'ın peşini yine kendi direksiyonu başında yakaladı. Yakıt pompasındaki bir arıza nedeniyle motoru yeniden alev alan aracın içindeki havalandırma kanallarından Selak'ın yüzüne direkt alevler püskürdü. Bu olayda saçlarının bir kısmını kaybeden ve ciddi yanıklar alan müzik öğretmeni, ağır hasara rağmen hayata tutunmayı yine başardı.
Caddede Gelen Beklenmedik Darbe (1995 Yaya Kazası)
İkinci araba kazasının ardından tam 23 yıl boyunca sakin ve olaysız bir hayat süren Selak, kaderin kendisini unuttuğunu sanıyordu. Ancak 1995 yılında Zagreb caddelerinde yürürken hızla gelen bir otobüsün kendisine çarpmasıyla yeniden hastanelik oldu. Herkesin öldü gözüyle baktığı yaşlı adam, bu şiddetli çarpışmadan da mucizevi bir şekilde sağ çıktı.
Uçurum Kenarında Son Dans (1996 Uçurtma Kazası)
Son kazasından bir yıl sonra, dağ yolunda arabasıyla ilerleyen Selak, dikkatsiz bir kamyon şoförü yüzünden yoldan çıktı ve aracı 90 metrelik uçuruma yuvarlandı. Araba aşağıda büyük bir patlamayla küle dönerken, Selak’ın son anda camdan fırlayıp uçurum kenarındaki bir ağaca tutunduğu anlaşıldı. Bu, onun ölümle olan 7. ve son randevusuydu.
Büyük İkramiye ve Şansı Zorlamamak (2003 Piyango ve Sonrası)
Hayatı boyunca ölümle kumar oynayan Selak, 72 yaşında ilk kez bir piyango bilet aldı ve tam 40 yılın ardından büyük ikramiyeyi kazandı. Paranın büyük kısmını dostlarıyla paylaşan Selak, kendisini dünyanın en şanslı insanı olarak görüyordu. Öyle ki, 2004 yılında Doritos'tan gelen milyon dolarlık reklam teklifini "Şansımı daha fazla test etmek istemiyorum" diyerek reddedecek kadar da bilgeleşmişti.