DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, partisinin Merkez Yürütme Kurulu toplantısı devam ederken genel merkezde basın mensuplarının karşısına geçti. Gündemdeki ekonomik kriz iddialarını, bütçe hazırlıklarını, cezaevlerindeki hak ihlallerini ve Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nde gelinen aşamayı değerlendiren Doğan, iktidarın adımlarını eleştirdi ve somut adımlar atılması çağrısında bulundu.
Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nde gelinen aşamanın toplantının ana gündemi olduğunu belirten Doğan, sürecin ritmine uygun olmayan gelişmeler yaşandığını ifade etti. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 22 Ekim 2024’te Meclis’te yaptığı konuşmayı hatırlatan Doğan, aradan geçen iki yılda yaşanan süreçleri değerlendirerek iktidar yetkililerinin "süreç kendi mecrasında yürüyor" açıklamalarına tepki gösterdi.
Doğan, iktidarın iddialarını sorgulayarak şu ifadeleri kullandı:
"İktidar yetkililerinin yaptıkları açıklamalara bakıyoruz. Onlar sürecin kendi mecrasında yürüdüğünü ifade ediyorlar. Eğer kendi mecrasında yürüyorsa süreç, haklı bazı sorulara yanıt vermek gerekiyor. 22 Ekim 2024'te yapılan çağrıdan bugüne Sayın Öcalan'ın içinde bulunduğu koşullarla ilgili değişiklikler DEM Parti İmralı Heyeti’nin yaptığı ziyaretlerle sınırlı. Aile görüşmeleri yapılıyor. Bunların da bir rutini yok. ‘Bunlar ne zaman değiştirilecek?’ sorusuna sıklıkla muhatap kalan bir siyasi parti olarak soruyoruz biz de. Merak edenler adına soruyoruz. Bu koşullar ne zaman değiştirilecek? Barış ve Siyasallaşma Kurulu ne zaman çalışmaya başlayacak? Niye bekletiliyor? Hangi el bekletiliyor? Yani bizim göremediğimiz, bilmediğimiz bu sürece uzanan bir el mi var? Böyle bir el mi devrede bugün? Ne oluyor sorusunu soruyoruz çünkü biz sürecin ilerlemesini istiyoruz."
Örgütün yapılan çağrıya 27 Şubat 2025'te hızla cevap vererek ateşkes ilan ettiğini, ardından kongre toplayıp fesih kararını paylaştığını ve silahları imha ederek Türkiye'den çekildiklerini duyurduğunu hatırlatan Doğan, demokratik siyaset alanının açılması için çıkarılan çerçeve yasanın yürürlüğüne ilişkin belirsizliklerin hâlâ ortada durduğunu vurguladı.

Fon krizinde samimiyet ve güven testine dikkat çekildi
Meclis’e gelen fon kanunu teklifine değinen Doğan, teklifin belirsizliklerle dolu olduğunu ve bu durumun kamuoyuna açıklanması gerektiğini belirtti. Finansal krizin tek başına mali bir durumla açıklanamayacağını, kurumlara olan güvenin sarsıldığını dile getiren Doğan, bürokratların emekliliğe ayrılması veya görevden alınmasının tek başına hesap verebilirlik anlamına gelmediğini kaydetti.
Fon soygununu sorgulayanların ve haberleştirenlerin soruşturmalara maruz kaldığını belirten Doğan, şunları söyledi:
"Bu fon soygunu başladığından beri, bunu sorgulayanlarla ilgili, bunu haber yapanlarla ilgili en çok gazeteciler. Eğer bu konuda samimiyseniz, eğer bu konuda gerçekten güven telkin eden adımları atmak istiyorsanız bir kere öncelikle bundan vazgeçmek gerekiyor. Mali olarak finansal olarak belki toparlanabilir ya da toparlanma hamleleri yapılabilir. Ancak burada bir finans kriziyle tek başına karşı karşıya değiliz. Mali bir durumla tek başına karşı karşıya değiliz. Artık hiçbir kuruma güvenin kalmadığı, güvenin sarsıldığı ve bunun her geçen gün daha da pekiştiği bir durumla karşı karşıyayız."
Ekmek, barış ve adalet için bütçe kampanyası başlatılıyor
2027 yılı bütçe görüşmelerinin başlamasıyla birlikte DEM Parti’nin hükümet bütçesine karşı "Ekmek, Barış ve Adalet için Bütçe" kampanyası hazırlığı içerisinde olduğunu duyuran Doğan, partinin hem TBMM’de bütçeyi takip edeceğini hem de sokakta kampanyayı örgütleyeceğini bildirdi.
Kampanyanın detaylarına ilişkin bilgi veren Doğan, şu açıklamalarda bulundu:
"24 Ekim 2026 tarihinde iki merkezde eş genel başkanlarımızın katılımıyla yapacağımız buluşmaların kampanya startını vermeye hazırlanıyoruz. Bu buluşmalardan itibaren bulunduğumuz tüm yerellerde ‘Ekmek, Barış ve Adalet için Bütçe’ diyerek bütçeden halkın çeşitli kesimlerinin haklarını talep etmeye, asgari ücret ve emekli maaşları gündemine, işsizlik ve genç işsizliği sorununa, kadın yoksulluğuna, çarşı pazarda yaşanan trajediye, çiftçi ve esnaf borçlarına, vergide adaletsizliğe, borçlanma sorununa dönük oldukça yoğun bir program, eylem, etkinlik ve buluşmalar gerçekleştireceğiz. Aralık ayının ortasında çalışmalarımızı Ankara merkezli bir eylemle tamamlayıp bütçe sürecinde en güçlü muhalefeti sergileyerek hem kendi taleplerimizi hem de milyonların taleplerini yalnızca Komisyon'a ve Genel Kurul’a değil her alanda yükselterek bu mücadeledeki ısrarımızı bir kez daha göstereceğiz."
Cezaevlerindeki infaz yakma uygulamalarına son verilmeli
Cezaevlerinde Cezaevi İdare ve Gözlem Kurulları eliyle tahliyelerin engellendiğini savunan Doğan, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği'nin verilerine göre son üç ayda en az 90 tutsağın infazının uzatıldığını aktardı. Adalet Bakanlığına somut adım atmaları çağrısında bulunan Doğan, Sincan Kadın Hapishanesi'nde hiçbir politik tutsak kadının şartlı tahliye hakkını kullanamadığını, Şermin Demirdağ'ın tahliyesinin 8. kez engellendiğini, 31 yıldır hapishanede olan 75 yaşındaki ağır hasta tutsak Mehmet Sait Yıldırım'ın infazının pişman olmadığı gerekçesiyle yakıldığını ve Bolu'da Ali Adıyaman'ın dilekçesinde "Sayın Öcalan" ifadesini kullandığı gerekçesiyle infazının yakıldığını belirterek bu örneklerin toplumsal kaygıları artırdığını kaydetti.
Gazetecilerin hafta sonu yapacağı eylemlere destek verilecek
Basın özgürlüğü konusuna da parantez açan Doğan, hafta sonu çeşitli illerde basın meslek örgütlerinin çağrısıyla düzenlenecek "sansüre hayır" ve "habere özgürlük" eylemlerine destek vereceklerini belirtti. Doğan, "Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun raporu gün gibi ortada duracak. Öte yandan gazeteciler konuşamayacak, siyasetçiler soru soramayacak, yazarlar yazı yazamayacak, aktivistler eylem yapamayacak, hak savunucuları hak ihlallerinden bahsedemeyecek insanlar X hesaplarından paylaşım yapamayacaklar, sosyal medya mecralarına erişim engeli getirilecek, televizyon kanallarının ekranları hala kapatılacak. O zaman OHAL gerekçesiyle kapatıldığı söyleniyordu. Bugün olağanüstü hal yok. Yoksa niye aynı uygulama sürüyor? Hafta sonu çeşitli illerde pek çok meslek örgütünün, basın meslek örgütünün çağrısıyla yapılacak 'sansüre hayır', 'habere özgürlük' eylemleri var. Biz de o gün orada olacağız. Gazetecilerle dayanışmak için kendi haber alma hakkımızı sizin haber alma hakkınızı savunmak için" diyerek açıklamalarını noktaladı.




