Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Muhtarlar Günü kapsamında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen programda muhtarlarla bir araya geldi. Yaklaşık 12 yıldır muhtarlarla düzenli toplantılar gerçekleştirdiklerini belirten Erdoğan, bugüne kadar Türkiye'nin dört bir yanından 40 bini aşkın muhtarı ağırladıklarını ifade etti. Muhtarların çalışma koşulları ve özlük haklarına ilişkin yapılan düzenlemeleri sıralayan Erdoğan, konuşmasında bölgesel çatışmalar ve Türkiye'nin dış politikası hakkında da değerlendirmelerde bulundu.

Erdoğan'ın konuşması şöyle:

“Muhtarlar ile Cumhurbaşkanlığı arasındaki bağı her zaman canlı tuttuk”

Muhtarlar Günü vesilesiyle sizleri Cumhurbaşkanlığı Külliyemizde misafir etmenin, sizlerle hasret gidermenin bahtiyarlığı içindeyim. Milletin evine, bu Gazi mekâna hepiniz hoş geldiniz, şeref verdiniz.

İlk toplantımızı yaklaşık 12 sene önce, 27 Ocak 2015 tarihinde, yine bu salonda yapmış, 17 ilimizden gelen 49 muhtarımızı burada ağırlamıştık. Ardından düzenli olarak ülkemizin dört bir yanından muhtarlarımızı milletin evinde konuk etmenin sevincini yaşadık. Şimdiye kadar kimi zaman burada, kimi zaman sergi salonumuzda Türkiye'nin tüm vilayetlerinden 40.000'i aşkın muhtarımızla bir araya geldik.

Gün oldu, Türkiye'nin meselelerini sizlerle istişare ettik. Gün oldu, bölgesel ve küresel gelişmeleri birlikte değerlendirdik. Gün oldu, en sıkıntılı zamanlarda kafa kafaya verdik, yeni bir yol açtık. Gün oldu, milletçe hepimizi sevindiren başarıları birlikte kutladık. Gün oldu, dertleştik. Gün oldu, birbirimize destek olduk, umut verdik.

Ama 12 yıl boyunca demokrasinin uç beyi olan muhtarlar ile zirvesi olan Cumhurbaşkanlığı arasındaki o bağı her zaman canlı tuttuk, diri tuttuk.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesini sadece devletin merkezi değil, milletin evi hâline de getireceğimizin sözünü vermiştik. Şükürler olsun ki millete verdiğimiz diğer sözlerimiz gibi bu sözümüze de sadık kaldık.

İşte bugün bir kere daha siz muhtar kardeşlerimle kucaklaşıyor, ahdimizi ve kavlimizi yeniliyoruz. Rabbim muhabbetimizi, sevgimizi, dayanışmamızı artırsın, diyor; Türkiye Cumhurbaşkanı olarak, tıpkı sizler gibi milletin iradesiyle, milletin teveccühüyle bulunduğu makama gelen bir kardeşiniz olarak şunu tüm kalbimle ifade etmek isterim ki sizlerle beraber yol yürümekten, sizlerle kardeşlik yapmaktan daha önemli herhangi bir şey olamaz. Ve Cenab-ı Allah'a bundan dolayı da her zaman hamd ediyorum.

Rabbim ömür verdikçe sizlerle yoldaşlık etmeye devam edeceğim. Aşkına koşan yorulmaz diyerek tüm Türkiye için, 86 milyonun her bir ferdi için, yönünü ülkemize çevirmiş tüm mazlumlar ve masumlar için aşkla koşacağız, aşkla çalışacağız.

Hani diyor ya şair: Ezelden aşığız biz bu millete. Hak'tan gelir, Hakk'a gider bu sevda. Maya olur devlet-i ebed müddete. Her can, her gönülde tutar bir sevda. Irmak olur, deryasına ulaşır. Destan olur, gönüllere kazanır. Rüzgâr olur, yedi iklimi kuşatır. Eser burcu burcu, tutar bu sevda. Alparslan'ın, Eyyubî'nin devası, Şehit Osman Bey'in rüyası, erenlerin, dervişlerin duası atar bu sevda manası.

Olmaz diyoruz ya, aşkla koşan yorulmaz. Aşkın her hâlinden güzel bu sevda. Evet, bu bitmez sevda Türkiye sevdasıdır. Millete ve memlekete hizmet sevdasıdır. Bu sevda, Türkiye Cumhuriyeti'nin istiklal, hürriyet, kalkınma ve adalet mücadelesinin bizatihi kendisidir.

İnşallah bu sevda, son nefesimizde kalbimizde burcu burcu tütecek, elden ele, gönülden gönüle kutlu bir emanet gibi taşınacaktır. Rabbim hepimize bu sevdayı layıkıyla taşımayı, bizden sonrakilere de en güzel şekilde devretmeyi nasip etsin, diyor; büyük ve güçlü Türkiye sevdasına gönül veren siz kardeşlerime bir kez daha şükranlarımı sunuyor, bu anlamlı günde bu güzel buluşmaya vesile olan İçişleri Bakanlığımızı içtenlikle tebrik ediyorum.

“Muhtarlarımızın devletin tüm kapılarından içeri girmesini kabullenemediler”

Kıymetli muhtarlarımız, muhterem kardeşlerim, sizlerle aramızdaki sarsılmaz bağı anlayamayanlar, bizim her icraatımıza yaptıkları gibi muhtarlar buluşmamıza da kara çalmışlardır. Öyle küçümseyici ifadeler kullandılar ki içlerinde yıllardır biriktirdikleri millî irade hazımsızlığını tüm çirkinliğiyle bir anda ortaya boca ettiler.

“Muhtar bile olamaz.” diyerek güya bizi aşağıda zannederler. Benim muhtar kardeşlerime Cumhurbaşkanlığından başlayarak devletin tüm kapılarının açılmasını bir türlü kabullenemediler. Milletin teveccühüne rağmen bizi başbakanlığa ve Cumhurbaşkanlığına layık görmeyenler, aslında sizi de buralara layık göremediler.

Rahatsızlıklarının sebebi bizim burada hasbihal etmemiz asla değildir. Rahatsızlıklarının sebebi, sizin buraya kendi evinize gelir gibi gelmenizdir. Rahatsızlıklarının sebebi, tıpkı 90 sene önce Ankara'ya alınmayan Âşık Veysel gibi, muhtarlarımızın onlara göre yeterince elit olmamasıydı.

Yıllar geçse de birilerinin Anadolu insanına tepeden bakma alışkanlıkları değişmedi. Türkiye'nin değiştiğini, Türkiye'nin eski Türkiye olmadığını kabullenmeye bir türlü yanaşmadılar.

Peki, sonuçta ne oldu? İşlerine pek sinmese de kusur kuzu kabullenmek zorunda kaldılar. Vatandaşın doğrudan oyuyla seçilen, benim demokrasi piramidinin tabanı olarak tarif ettiğim muhtar kardeşlerime saygı duymayı öğrendiler.

Devletin zirvesinin kapıları muhtarlarımıza açıldıkça şehir merkezlerinden köylere kadar tüm Türkiye sathına yayıldı. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ile birlikte kamu kurumlarının ve belediyelerin kapıları da muhtar kardeşlerime ardına kadar açılmaya başladı.

Bu iş sadece yerel düzeyde de kalmadı, Türk siyasetinde de buluşmalarımızın dönüştürücü etkisi oldu. Tabiri caizse siyasette bir muhtar açılımı yaşandı. Daha önce muhtar deyince hafife alanlar, kimi zaman mecburiyetten, kimi zaman mahcubiyetten dolayı bizi taklit etmeye, takip etmeye başladılar.

Ne kadar samimi olduklarını elbette ölçemeyiz ama yine de düne kadar muhtar görünce yollarını değiştirenlerin, şimdilik seçim dönemleriyle sınırlı olsa bile muhtarlar buluşması düzenlemesini, Türkiye'de millî iradenin güç kazanması, muhalefetin toplumla barışması noktasında kıymetli bir adım olarak görüyorum. Temennimiz, bunun seçimden seçime yapılan taktik bir hamleden ziyade kalıcı bir zihniyet değişimine dönüşmesidir.

Şurası da bir gerçek ki ister istemez, ister gönüllü olsunlar, onlar bizi taklit ettikçe Allah'ın izniyle biz büyümeye, güçlenmeye devam ederiz.

Burada şunu tüm samimiyetimle ifade etmek istiyorum: Yarım asra yaklaşan siyasi hayatı boyunca demokrasinin evvel emirde yerelde başladığına inanan bir kardeşiniz olarak muhtarlık müessesesinin Türk siyasetinde hak ettiği saygıyı görmesinden memnuniyet duyuyorum. Bu başarıda naçizane emeğimin olmasından ayrıca memnuniyet duyuyorum.

“2002'de muhtarlarımıza yapılan ödeme 97 liraydı”

Değerli kardeşlerim, muhtarlar buluşmamızın sadece tek parti bakiyesi, tepeden inmeci, baskıcı, kibirli zihniyetin geriletilmesinde değil, muhtarlarımızın özlük hakları ve çalışma şartlarının iyileştirilmesinde de çok ciddi katkıları oldu. Sizlerin vatandaşlarımıza daha iyi hizmet sunabilmeniz, görevinizi daha iyi yerine getirebilmeniz için biliyorsunuz, hiçbir fedakârlıktan kaçınmadık. Sorun ve önerileri bizzat muhtarlarımızdan dinledik, notlarımızı aldık ve gerekli adımları hızlıca attık.

Bunların neler olduğunu sizler zaten çok çok iyi biliyorsunuz ama ben yine de muhtarlarımız için yaptığımız çalışmaları burada çok kısa bir şekilde özetlemek isterim.

Şimdi, değerli kardeşlerim, yayımladığımız genelgeyle büyükşehir belediyelerinde Muhtarlık İşleri Daire Başkanlığının, diğer belediyelerde ise Muhtarlık Müdürlüğünün kurulmasını sağladık. Valiliklerimizde bir vali yardımcımızı, büyükşehir belediyelerinde genel sekreter yardımcısını, diğer yerel yönetim birimlerimizde ise bir başkan yardımcısını muhtarlarımızla yakından ilgilenmek üzere görevlendirdik.

Muhtarlarımızın taleplerini elektronik ortamda iletebilmeleri için Muhtar Bilgi Sistemi'ni (MOBİS) hayata geçirdik. 19 Ekim'i Muhtarlar Günü ilan ederek 2016 yılından itibaren ülke genelinde kutlamaya başladık.

Maaş ve ödemeler konusu ise üzerinde titizlikle durduğumuz iki önemli başlıktı. 2002'de muhtarlarımıza yapılan ödeme, yalnızca unutmayın, 97 liraydı. 2026 yılı itibarıyla bu rakamı tam 28 bin liranın üzerine çıkardık. Muhtarlarımızın SGK primlerini ise 2017'den bu yana devlet olarak biz karşılıyoruz.

Daha önce ticarethane tarifesi üzerinden belirlenen enerji giderlerini mesken statüsüne aldık. Tüm muhtarlarımızın Vilayetler Hizmet Birliği otel ve sosyal tesislerinden, bakanlık mensuplarına uygulanan tarifeler üzerinden yararlanmalarını sağladık.

2022 yılında yayımladığımız Cumhurbaşkanı kararıyla Türkiye Muhtarlar Konfederasyonunu kamu yararına çalışan dernekler arasına aldık. Tüm mahalle muhtarlarımızın bulundukları illerdeki müze ve ören yerlerine ücretsiz girebilmelerinin önünü açtık.

Diğer taraftan yeni hizmet binalarının inşasına da hız verdik. 30 büyükşehrimizde yöreye özgü 100 hizmet binasının yapımını 2023 yılında tamamladık. 2024 ve 2025'te ise İl Özel İdaresi kapsamında bulunan 51 lokasyonda 130 muhtar hizmet binasının yapım ve onarımını gerçekleştirdik.

Muhtarlarımıza yönelik ilk sosyal dinlenme tesisi projesi olan Ankara Muhtar Evi'ni dört yıl önceki Muhtarlar Günü'nde hizmete açtık. Bu projenin devamı niteliğindeki İstanbul Çapa Muhtar Evi'ni de tamamlayarak fiilen sizlerin istifadesine sunduk.

Kadın muhtarlarımızın görev yaptığı yerlerdeki tüm hizmet binalarının güvenlik kamerası ihtiyaçlarını da talepler doğrultusunda karşıladık. Mekânsal Adrese Dayalı Kayıt Sistemi ile Afet Yönetim ve Karar Destek Sistemlerinde muhtarlarımızın kullanımına yönelik düzenlemeler yaptık.

Silah ruhsatlarından turizme, kültürden enerjiye kadar hemen her başlıkta sizin daha iyi koşullarda vatandaşa hizmet etmeniz için tüm imkânlarımızı seferber ettik. İnşallah bundan sonra da sizlerin yanında olmaya devam edeceğiz.

“Bölgemizde şiddeti giderek artan bir kriz fırtınası yaşanıyor”

Kıymetli muhtarlarımız, çok değerli kardeşlerim, sizler de görüyorsunuz, bölgemizde şiddeti giderek artan bir kriz fırtınası yaşanıyor. Hemen kuzeyimizdeki Rusya-Ukrayna Savaşı birkaç ay sonra beş yılını dolduracak. İsrail'in Filistin'e yönelik saldırıları, imzalanan anlaşmalara rağmen hız kesmeden devam ediyor. Komşumuz İran'daki gerilim tam olarak bitmeden bu sefer Yemen'de yeni bir çatışmanın fitili yakıldı.

Husilerin dostumuz ve kardeşimiz Suudi Arabistan'ı hedef alan saldırıları, bölgemizdeki tansiyonun iyice tırmanmasına sebep oldu. Gerçekleştirilen saldırılarda aralarında umrecilerin de olduğu çok sayıda Müslüman kardeşimiz vefat etti, yüzlerce kardeşimiz yaralandı.

Lübnan'a bakıyoruz, maalesef orada da durum hiç iç açıcı değil. Suriye'den en güzel haberler geliyor lakin siyonist İsrail, orayı da karıştırmak için elinden geleni yapıyor.

Hani diyorum ya, etrafımız ateş çemberi diye… İçinde bulunduğumuz durum tam olarak böyle. Biz işte böyle bir kaos ve kriz ortamında Türkiye'nin kılına zarar gelmemesi için gecemizi gündüzümüze katıyoruz. Hamdolsun, şimdiye kadar bunda da başarılı oldu

Ülkemizi çevremizdeki çatışmalardan uzak tuttuk. Tahriklere kapılmadık, tuzaklara düşmedik, provokasyonlara gelmedik. Akıllı, sabırlı ve sağduyulu bir şekilde tüm bu zor süreçleri başarıyla yönettik.

Yeni Parti'den bir belediye başkanı istifa etti
Yeni Parti'den bir belediye başkanı istifa etti
İçeriği Görüntüle

“Büyük milletlerin imtihanı da büyük olur”

Burada şunu da siz muhtar kardeşlerime açık açık söylemek istiyorum: Unutmayın, büyük milletlerin imtihanı da büyük olur. Türk milleti olarak bizim de tarih boyunca mücadelemiz, zaferlerimiz gibi imtihanlarımız da gerçekten çok büyük oldu. Bugün de büyük bir mücadelenin tam göbeğindeyiz.

Bu mücadelede bölgemizi lime lime etmek isteyenlerin tekerine çomak soktukça bizi asla boş bırakmayacaklar. Tıpkı kahraman ecdadımız gibi zalimlerin değil, hangi inançtan olursa olsun mazlumların yanında cesaretle durduğumuz müddetçe bizimle uğraşmaya devam edecekler.

Kimi zaman FETÖ gibi suret-i Hak'tan görünen içerideki ajanlarıyla, kimi zaman dışarıdaki lobileriyle, kimi zaman ekonomik tetikçileriyle, kimi zaman uluslararası basındaki maşalarıyla, kimi zaman da sosyal medyadaki aparatlarıyla üzerimize gelecekler. Dikkatimizi dağıtmaya çalışacaklar, yolumuzdan alıkoymaya çalışacaklar, endişelerimizi sökmeye, iddialarımızdan vazgeçirmeye çalışacaklar.

Allah'ın izniyle onlara bu fırsatı vermeyeceğiz. Dünyayı sömürerek, bölgemizi kan deryasına çevirerek kendilerine refah düzeni kurmak isteyenlere boyun eğmeyeceğiz. Karanlık ve kirli oyunlara, bütün bunlara karşı çok ama çok dikkatli olacağız.

Müslümanları birbirine düşürmeye çalışanlara karşı uyanık olacağız. Milletimizin umudunu kırmaya, moralini bozmaya, aramıza nifak duvarları örmeye çalışanlara karşı her zaman teyakkuz hâlinde olacaksınız. Sizlere güveniyorum.

Kaynak: Haber Merkezi