Azerbaycan’ın aralarında Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan’ın da bulunduğu 31 Türkiye Cumhuriyeti vatandaşını ‘istenmeyen kişi’ ilan etmesi, Türkiye-Azerbaycan ilişkileri ve ifade özgürlüğü tartışmalarını gündeme taşıdı.
Bakü yönetimi, 21 Ekim 2026 tarihinde yayımladığı 406/26 sayılı resmî açıklamada, söz konusu kişilerin sosyal medya ve internet platformlarında Azerbaycan’ın egemenliğine, anayasal düzenine, halkına ve yönetimine karşı açıklamalarda bulunduğunu belirterek ülkeye girişlerinin yasaklandığını duyurdu. Listede Erbakan’ın yanı sıra DEM Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, eski Ayasofya imamı Mehmet Boynukalın ve spor yorumcusu Ahmet Çakar gibi kamuoyunun tanıdığı isimler de yer aldı.
Karara gerekçe olarak, söz konusu kişilerin sosyal medya ve internet platformlarında Azerbaycan’ın egemenliğini, millî güvenliğini ve anayasal düzenini hedef alan açıklamalarda bulunduğu öne sürüldü. Bakü yönetimi, iktidarın zor kullanılarak değiştirilmesine yönelik çağrılar ile dinî radikalizm ve nefret söylemlerini de gerekçeler arasında sıralarken, listedeki isimlerin hangi açıklamaları nedeniyle karara dahil edildiğine ilişkin ayrı ayrı örnek paylaşmadı.
Kararın hangi açıklamalar nedeniyle alındığı ve Türkiye-Azerbaycan ilişkilerine nasıl yansıyacağı tartışılırken, Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Tanıtım ve Medya Başkanı Muhammed Fatih Müjdeci ve DEM Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu konuya ilişkin Elips Haber’e açıklamalarda bulundu.
Gergerlioğlu’ndan Azerbaycan’a “ilkel yasak” tepkisi
DEM Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Azerbaycan yönetiminin kendisini ‘istenmeyen kişi’ ilan etmesine tepki göstererek kararı özgürlükleri kısıtlayan bir uygulama olarak değerlendirdi. Türkiye’de geçmişte uygulanan başörtüsü yasağını hatırlatan Gergerlioğlu, Azerbaycan’ın bu tür uygulamalarla ileriye değil geriye gittiğini savundu. Gergerlioğlu, Azerbaycan yönetiminin tutumunu eleştirerek şu ifadeleri kullandı:
“Türkiye'de bu denendi. Zaten ilkel bir yasak olduğu için devam ettiremediler. Şu anda Azerbaycan ileriye doğru değil, geriye doğru gidiyor. Yani Aliyev yönetimi son derece totaliter baskısı, özgürlükleri, hakkı kısıtlayan bir yönetim. Ve dünya nereye gidiyor? Hani herkes gider Mersin'e, Aliyev gider tersine. Dünya daha başarısız yasağı kaldırırken, Türkiye'de kaldırılırken Aliyev yönetimi bunu uyguluyor ve halkına zulmediyor. Halk buna net bir tepki gösteriyor, ülkesinde gözaltılar yapıyor, tutuklamalar yapıyor. Bunlar Türkiye'de yaşandı. Bu acı günler ve üzücü günler yaşandı. Ve biz buna itiraz ettik, çok doğru yaptık. Şu anda da aynı ilkel uygulamayı Azerbaycan yönetimi yapmaya çalışıyor. Kabul etmiyoruz. Bana istedikleri kadar Azerbaycan'a giriş yasağı koysunlar, istenmeyen adam ilan etsinler.”

“Türk devletleri demokrasi paydasında buluşmalı, zorbalıkta değil”
Gergerlioğlu, Türk devletleri arasında iş birliğinin baskı ve yasaklar yerine demokrasi ve insan hakları temelinde yürütülmesi gerektiğini belirterek Azerbaycan yönetimine yönelik eleştirilerini sürdürdü.
Gergerlioğlu sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ben Meclis Türk Devletleri Parlamenter Asamblesi (TÜRKPA) heyeti üyesiyim aynı zamanda. Yani Türk devletlerinin ortak iş yapmasıyla ilgili bir komisyonda görev yapıyorum. Türk devletlerinin insan hakları, demokrasi ortak paydasında buluşması gerektiğini söylüyorum. Zorbalık, baskıcılık paydasında değil. Zaten bunu geçen TÜRKPA toplantısında da söyledim. Azeri yetkililere, Kazak yetkililere, Kırgız yetkililere söyledim. Bizim ülkemizde başka siyaset yoktur, resmî üniforma vardır. Bizim ülkemizde olduğu gibi eski zamanlardaki kamusal alan lafları söylediler. Benim için bir sınır gerekçesi yok. Türkiye dışındaki bir yasağa itiraz etmem diye bir şey yok. Biz evrensel insan hakları savunucusuyuz. O yüzden Azerbaycan'daki bir yasağa da karşı çıkarım. Zalime karşı da kim olursa olsun mazlumdan yana ülkemiz var. Ben bu ülkeyi benimsemiş bir insan hakları savunucusuyum. O yüzden bu yasağı, kendi halkına zulmeden totaliter Aliyev yönetiminin trajikomik bir yasağı olarak görüyorum. Son derece üzücü. İki ülke halkı için demokrasi ve insan hakları diliyorum. İki ülkenin yöneticilerinin yaptığı baskıcı, zorba uygulamaları da eleştirmeye devam ediyorum, edeceğim.”
“Aliyev iktidarının zorba uygulamaları bitmeli”
Gergerlioğlu, kararın Türkiye-Azerbaycan ilişkilerine etkisine ilişkin değerlendirmesinde, iki ülke yönetiminin ekonomik çıkarlar nedeniyle gelişmeden ciddi şekilde etkilenmeyeceğini düşündüğünü belirtti. Azerbaycan’dan İsrail’e petrol akışına ve Türkiye’nin bu süreçteki rolüne dikkat çeken Gergerlioğlu sözlerini şu sözlerle tamamladı;
“Bu tür trajikomik yasak uygulamalara gülüyorum açıkçası. Azerbaycan halkı için güzel günler diliyorum. Aliyev iktidarının zorba uygulamalarının biteceği günleri diliyorum”

“Yasaklar kardeşliğimize engel olamaz”
Muhammed Fatih Müjdeci, Azerbaycan yönetiminin kararını, Fatih Erbakan’ın açıklamalarının içeriğini ve gelişmenin iki ülke arasındaki ilişkilere olası etkilerini ele aldı. Müjdeci, Aliyev’in kararının kendileri açısından önem taşımadığını belirterek Azerbaycan Cumhurbaşkanı’na kendi duruşunu düzeltmesi ve Türk milletinin örf, adet ve İslami değerlerini esas alması çağrısında bulundu.
Müjdeci sözlerini şöyle sürdürdü;
“Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in Fatih Erbakan’ı ‘istenmeyen kişi’ ilan etmesine ilişkin, Genel Başkan'la daha sonra görüşeceğiz. Yani İlham Aliyev'in almış olduğu kararın bizim için çok büyük bir değeri yok. Niçin? Çünkü buradaki kardeşlerimize, bizim aramıza onun koyduğu yasaklar giremez. Ülkeye giriş yasağı bizim için herhangi bir kıymeti var mı? Onu net bir şekilde ifade edebiliriz. Kendisi kendi duruşunu, kendi kimliğini hatırlaması lazım. Kendi duruşunu düzeltmesi lazım. İsrail'in sözlerini yerine getiren değil, Türk milletinin aslını, örfünü, adetini ve İslami kuralları esas alarak yaşaması lazım. Halkın isteği başörtülü ve tesettürlü şekilde eğitim gören kız çocuklarımıza eğitimi yasaklamaması lazım. 80'lerde, 90'larda Türkiye'nin yaşamış olduğu acı tecrübeyi, Azerbaycan'ın yaşamasının bizim için bir artısı yok. Onların da bir kıymeti harbiyesi, bir artısı olmayacak. Bu yanlıştan dönmeleri gerektiğini hatırlatıyoruz. Bunları söyleyebilirim bu şekilde. Kifayet edebiliriz”
“Ankara’dan net tavır gelmedi”
Müjdeci, Azerbaycan’ın kararına karşı Türkiye hükümetinin tutumunu da eleştirerek Ankara’dan daha net bir tepki gelmesi gerektiğini savundu.
Hükümetin açıklamalarını yetersiz bulduğunu belirten Müjdeci, Türkiye’nin başörtüsü konusunda geçmişte yaşadığı sorunlara dikkat çekerek Azerbaycan’daki uygulamaların da değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Müjdeci sözlerine şöyle devam etti;
“Hükümetin tavrı çok açık, net. Niye bunu söylüyorum? Yalnız bir açıklama yapıldı Ömer Çelik tarafından. Kendisi ‘Cenab-ı Ali İlham Aliyev’ diye ifade kullandı. Hiçbir şekilde sert bir açıklama, kınama, uyarı mahiyetinde bir cümle kullanmadı. Sayın Cumhurbaşkanı'ndan net bir açıklama gelmedi. Eski Başbakan Sayın Binali Yıldırım'ın açıklamasını da kınıyoruz. Kendisi resmen Azerbaycan'da yapılanı, Türkiye'nin ses çıkarmaması gerektiğini ifade etti. CHP bu zulmü Türkiye'de uygulasa, seçim beyannamesine koysa, ‘Yeniden başörtüsü zulmünü geri getireceğiz’ diye sokaklara dökülecekti. Bugün Azerbaycan'daki insanların Türkiye'deki vatandaşlardan bir farkı olmadığını hatırlaması lazım. Ona göre konuşmaları gerekirdi ama maalesef cılız kaldılar. Bu noktada hükümetin Azerbaycan'la araları gerilecek mi, gerilmeyecek mi? Bence hükümetin bu tavrı devam ederse gerilmez. Çünkü Azerbaycan dediklerini yapıyor. Net bir duruş sergileselerdi mutlaka hakkın yanında olmaları gerekirdi ama maalesef onlar hakkın yanında durmadılar.”





