<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Elips Haber</title>
    <link>https://www.elipshaber.com</link>
    <description>Elips Haber ile Türkiye'den ve dünyadan siyasetten magazine, spordan sanata kadar her konuda son dakika haberlerini ve güncel köşe yazılarını takip edin.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.elipshaber.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2026. Her hakkı saklıdır. Haberler bağlantı içerecek şekilde kaynak göstermek şartıyla kullanılabilir.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 22 Jul 2026 15:04:06 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.elipshaber.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlar uyardı: İşte uykusuzluğun sebep olduğu 5 rahatsızlık]]></title>
      <link>https://www.elipshaber.com/uzmanlar-uyardi-iste-uykusuzlugun-sebep-oldugu-5-rahatsizlik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elipshaber.com/uzmanlar-uyardi-iste-uykusuzlugun-sebep-oldugu-5-rahatsizlik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Düzensiz uyku yalnızca yorgunluğa yol açmıyor. Uzmanlar, uzun süre devam eden uykusuzluğun kalp sağlığından bağışıklık sistemine, hafızadan ruh sağlığına kadar birçok alanda ciddi sorunlara neden olabileceği uyarısında bulunuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Modern yaşamın getirdiği yoğun tempo, stres ve artan ekran kullanımı, uyku düzenini olumsuz etkileyen başlıca faktörler arasında yer alıyor. Uzmanlara göre kaliteli ve düzenli uyku, hem fiziksel hem de zihinsel sağlığın korunması açısından büyük önem taşıyor. Uyku düzensizliği; kişinin yeterli süre uyuyamaması, uykuya dalmakta güçlük çekmesi, gece sık sık uyanması veya her gün farklı saatlerde uyuyup uyanması nedeniyle biyolojik ritmin bozulması olarak tanımlanıyor. Uzmanlar, bu durumun yalnızca uyku süresini değil, uyku kalitesini de olumsuz etkilediğini belirtiyor. Yetişkin bireyler için günde 7 ila 9 saat kaliteli uyku önerilirken, bu sürenin sürekli altında kalınmasının sağlık sorunlarına zemin hazırlayabileceği ifade ediliyor.</p>

<h2>Uyku düzensizliğinin en yaygın nedenleri</h2>

<p>Uzmanlara göre uyku düzensizliği tek bir nedenden kaynaklanmıyor. En sık görülen nedenler şöyle sıralanıyor:</p>

<ul>
 <li>Yoğun stres ve kaygı</li>
 <li>Düzensiz çalışma saatleri ve vardiyalı çalışma sistemi</li>
 <li>Gece geç saatlerde telefon, tablet ve bilgisayar kullanımı</li>
 <li>Aşırı kafein ve enerji içeceği tüketimi</li>
 <li>Hareketsiz yaşam tarzı</li>
 <li>Gürültülü veya aydınlık uyku ortamı</li>
 <li>Uyku apnesi ve huzursuz bacak sendromu gibi uyku bozuklukları</li>
 <li>Depresyon ve anksiyete gibi ruh sağlığı sorunları</li>
</ul>

<h2>Bu belirtileri göz ardı etmeyin</h2>

<p>Uzun süre devam eden uyku düzensizliğinin bazı belirtilerle kendini gösterdiğini belirten uzmanlar, şu şikâyetlere dikkat çekiyor:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>Gün içinde sürekli yorgun hissetmek</li>
 <li>Dikkat dağınıklığı yaşamak</li>
 <li>Sabah dinlenmeden uyanmak</li>
 <li>Uykuya dalmakta güçlük çekmek</li>
 <li>Gece sık sık uyanmak</li>
 <li>Sabah erken uyanıp yeniden uyuyamamak</li>
 <li>Unutkanlık ve konsantrasyon kaybı</li>
 <li>Sinirlilik ve ruh halinde ani değişimler</li>
 <li>İş ve okul performansında düşüş</li>
 <li>Gün içinde uyuklama isteği</li>
</ul>

<h2>Uykusuzluğun neden olduğu 5 sağlık sorunu</h2>

<p>Uzmanlara göre kronik uyku düzensizliği uzun vadede birçok hastalığın gelişme riskini artırabiliyor. Bunların başında şu sağlık sorunları geliyor:</p>

<ul>
 <li>Kalp ve damar hastalıkları: Yüksek tansiyon ve kalp-damar hastalıkları riski artabiliyor.</li>
 <li>Bağışıklık sisteminin zayıflaması: Vücudun enfeksiyonlara karşı direnci düşebiliyor.</li>
 <li>Tip 2 diyabet: Kan şekeri dengesinin bozulması diyabet riskini artırabiliyor.</li>
 <li>Obezite: Hormonal dengenin bozulması kilo alımını kolaylaştırabiliyor.</li>
 <li>Hafıza ve dikkat sorunları: Yetersiz uyku, öğrenme, karar verme ve konsantrasyon becerilerini olumsuz etkileyebiliyor.</li>
</ul>

<p>Uyku tıbbı uzmanları, beynin gün içinde öğrenilen bilgileri uyku sırasında işlediğini, yeterli uyku alınmadığında ise bilişsel performansın belirgin şekilde düştüğünü vurguluyor.</p>

<h2>Uyku düzeni nasıl korunur?</h2>

<p>Uzmanlar, sağlıklı bir uyku düzeni oluşturmak için biyolojik saatin korunmasının önemine dikkat çekiyor. Uyku kalitesini artırmak için şu önerilerde bulunuluyor:</p>

<ul>
 <li>Her gün aynı saatlerde uyuyup uyanın.</li>
 <li>Yatmadan en az bir saat önce telefon ve bilgisayar ekranlarından uzak durun.</li>
 <li>Akşam saatlerinde çay, kahve ve enerji içeceği tüketimini sınırlandırın.</li>
 <li>Düzenli egzersiz yapın, ancak yoğun fiziksel aktiviteyi geç saatlere bırakmayın.</li>
 <li>Yatak odasını sessiz, karanlık ve serin tutun.</li>
 <li>Yatmadan önce ağır yemek ve alkol tüketiminden kaçının.</li>
</ul>

<h2>Ne zaman doktora başvurulmalı?</h2>

<p>Uzmanlar, uyku sorunlarının haftalar boyunca devam etmesi, günlük yaşamı olumsuz etkilemesi ya da horlama ve nefes durması gibi belirtilerle birlikte görülmesi halinde bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini belirtiyor. Erken dönemde yapılacak değerlendirme sayesinde altta yatan uyku bozukluklarının tespit edilerek uygun tedavinin planlanabileceği vurgulanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.elipshaber.com/uzmanlar-uyardi-iste-uykusuzlugun-sebep-oldugu-5-rahatsizlik</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 15:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elipshabercom.teimg.com/crop/1280x720/elipshaber-com/uploads/2024/03/uyku-4.jpg" type="image/jpeg" length="45222"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakanlık duyurdu: Sağlık raporlarında yeni dönem!]]></title>
      <link>https://www.elipshaber.com/bakanlik-duyurdu-saglik-raporlarinda-yeni-donem</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elipshaber.com/bakanlik-duyurdu-saglik-raporlarinda-yeni-donem" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı’nın hayata geçirdiği 'e-Rapor Sistemi' ile vatandaşların sağlık kuruluşlarından aldıkları istirahat raporları belirli istisnalar dışında elektronik ortamda düzenlenmeye başlandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık kuruluşlarından alınan istirahat raporları belirli istisnalar dışında elektronik ortamda düzenlenmeye başlandı. Yeni uygulamayla birlikte, daha önce sistemde dijital karşılığı bulunmayan istirahat raporlarının da elektronik ortamda düzenlenmesi sağlandı.</p>

<p>Sağlık Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, "e-Rapor Sisteminden öğrenciler, 18 yaşını doldurmamış kişiler, memurlar, kamu görevlileri, esnaf ve serbest meslek sahipleri yararlanabilecek; vatandaşlar istirahat raporlarına e-Devlet üzerinden erişilebilecektir.</p>

<p>Yeni düzenleme, işlemlerin daha hızlı ve pratik şekilde yürütülmesine olanak sağlayacak. Sağlık Bakanlığı tarafından yetkilendirilen tüm sağlık hizmet sunucularında görev yapan hekimler tarafından düzenlenebilecek olan istirahat raporları, elektronik ortamda güvenli şekilde kayıt altına alınırken, raporlar 'e-Rapor Doğrulama Servisi' üzerinden de doğrulanabilecek. Ayrıca elektronik ortamda düzenlenen istirahat raporları için basılı çıktı alınmasına gerek kalmadan işlemler daha hızlı şekilde gerçekleştirilebilecek" denildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Açıklamada, "Sağlık Bakanlığı’nın hayata geçirdiği e-Rapor Sistemi ile SGK tarafından düzenlenen istirahat raporları kapsam olarak farklıdır. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında geçici iş göremezlik ödeneği alma hakkına sahip 4/A sigortalı işçiler ile isteğe bağlı 4/B sigortalılarının istirahat raporları, yine SGK sistemi üzerinden düzenlenmeye devam edecektir" ifadeleri kullanıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.elipshaber.com/bakanlik-duyurdu-saglik-raporlarinda-yeni-donem</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 14:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elipshabercom.teimg.com/crop/1280x720/elipshaber-com/uploads/2026/07/saglik-raporu-1.jpg" type="image/jpeg" length="25431"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Tevfik Özlü'den 'yaz ishali’ uyarısı]]></title>
      <link>https://www.elipshaber.com/prof-dr-tevfik-ozluden-yaz-ishali-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elipshaber.com/prof-dr-tevfik-ozluden-yaz-ishali-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, yaz aylarında açıkta satılan gıda ve içeceklerin tüketilmesiyle artan ishal vakalarına ilişkin uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, hava sıcaklıklarının artmasıyla ‘yaz ishali' ya da 'turist ishali' olarak adlandırılan rahatsızlıklarda artış olabileceğini belirterek, uyarılarda bulundu.</p>

<p>Özellikle tatillerde gıda güvenliği ve gıda temizliğinin kontrol edilmesinin daha zor olduğunu söyleyen Prof. Dr. Özlü, “Yaz aylarında özellikle tatil ve seyahat zamanlarında yaz ishallerine çok rastlıyoruz. Bebekler, çocuklar ve yaşlı kişiler ile kronik hastalığı olanlarda ishal dengeyi bozar ve önemli sonuçlara yol açabilir. Genellikle bakteriyel ve viral enfeksiyonlara bağlı olabilir. Bazen de besin zehirlenmeleri, sinekler yoluyla ve havuzdan bulaşmış olabilir. Açıkta satılan, uygun koşullarda bekletilmeyen gıdalarla, süt ürünler, pastalar ve açık mutfaklarda kolay üremeler olabiliyor ve besin zehirlenmeleri kolayca yaşanabiliyor” ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prof. Dr. Tevfik Özlü, açıkta satılan meşrubatlardan uzak durulması önerisinde bulunarak, “Bulantı, kusma, karın ağrısı, halsizlik ve sık dışkılama semptomlarıyla kendini belli eder. Böyle durumlarda kişi sağlıklı görünüyorsa hemen dinlenmeli ve bol sıvı tüketmelidir. Su, maden suyu, tuzlu ayran tüketmelidir. Posalı ve yağlı gıdaları terk etmeli. İshal diyeti dediğimiz; muz, patates, pirinç lapası, ekmek içi, yağsız peynir tüketerek 2 gün içerisinde toparlanabilirsiniz. Semptomlar ağırsa, kişi yaşlıysa, bebekse ve kronik bir hastalığı varsa hekime başvurmakta fayda var. Sıvı kaybı ciddi hasara yol açabilir. Sağlıklı ve hijyenik beslenmek çok önemlidir. Rastgele gıdalar tüketilmemelidir. Özellikle yaz aylarında yenilen gıdalara dikkat edilmelidir. Meşrubatlar açıkta satılıyor ya da zeytinyağlı salatalar bekletiliyor. İyi havalandırılmayan ortamlarda da kalmamak lazım. Kasaba ve küçük yerlerde açık ayranlar, üzüm şerbetleri satılıyor. Buzlu ve açık saklama kaplarına doldurup satış yapılan içecekler güvenli değil; uzak durmak lazım” diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.elipshaber.com/prof-dr-tevfik-ozluden-yaz-ishali-uyarisi</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 15:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elipshabercom.teimg.com/crop/1280x720/elipshaber-com/uploads/2023/04/karin-agrisi.jpg" type="image/jpeg" length="14591"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlar uyardı: Dokunduktan sonra ellerinizi yıkamanız gereken 3 günlük eşya!]]></title>
      <link>https://www.elipshaber.com/uzmanlar-uyardi-dokunduktan-sonra-ellerinizi-yikamaniz-gereken-3-gunluk-esya</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elipshaber.com/uzmanlar-uyardi-dokunduktan-sonra-ellerinizi-yikamaniz-gereken-3-gunluk-esya" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gündelik yaşamda hijyen kurallarına dikkat ettiğimizi düşünsek de her gün temas ettiğimiz bazı yüzeyler hastalık saçıyor. Mikrobiyologlar, en çok bakteri barındıran ve dokunulduğunda enfeksiyon riskini katlayan üç sıradan eşyayı açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlar, bulaşıcı hastalıkların yayılmasında en büyük rolü oynayan gizli bakteri kaynaklarına karşı yurttaşları uyarıyor. Günlük hayatın koşturmacası içinde temizliğine şüpheyle yaklaşmadığımız, ancak gün boyu binlerce kişinin ortak temas noktası olan bazı yüzeyler hastalıklara davetiye çıkarıyor. Mikrobiyoloji ve enfeksiyon uzmanlarının yürüttüğü çalışmalar, özellikle alışveriş esnasında ve sosyal yaşamda sıkça kullandığımız üç eşyanın, solunum yolu enfeksiyonlarından gıda zehirlenmelerine kadar birçok ciddi sağlık sorununa zemin hazırladığını ortaya koyuyor.</p>

<p>Alışveriş merkezlerinde, marketlerde ve kafelerde ödeme yaparken kullandığımız POS cihazlarının şifre panelleri, mikropların yayılmasında en büyük aracı olarak kabul ediliyor. Mikrobiyolog Jason Tetro, şifre girme eyleminin fiziksel yapısı gereği bu panelleri kusursuz birer bakteri taşıyıcısı haline getirdiğini belirtiyor.</p>

<p>Tuşlara basmak için uygulanan fiziksel baskı, parmak uçlarındaki mikroorganizmaların tuş yüzeyine güçlü bir şekilde yapışmasına yol açıyor. Gün boyunca yüzlerce kişinin aynı panele dokunması, temas zincirini kesintisiz hale getiriyor. Uzmanlar, bu yüzeylerin grip ve COVID gibi solunum yolu virüslerinin yanı sıra, çiğ gıdaya temas etmiş kişilerin bıraktığı salmonella gibi tehlikeli bakterileri de barındırdığını kaydediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Alışveriş esnasında doğrudan gıda maddelerine odaklanılması, ellerimizle kavradığımız yüzeylerin hijyenini tamamen unutmamıza neden oluyor. Yapılan araştırmalar, süpermarketlerdeki market arabalarının kollarının, temizliği en çok ihmal edilen alanlardan biri olduğunu gösteriyor.</p>

<p>Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Supriya Rao, market arabası kollarının gün içinde dezenfekte edilmeden defalarca kullanıldığını ve bunun doğrudan soğuk algınlığı, boğaz ağrısı ve mide mikroplarının yayılmasına yol açtığını ifade ediyor. Tüketicilerin alışverişe başlamadan önce bu kolları dezenfekte edici mendillerle temizlemesi ya da alışveriş sonrasında ellerini sabunla yıkaması hayati önem taşıyor.</p>

<p>Listenin üçüncü ve en kişisel sırasındaki eşya ise hemen her an yanımızda taşıdığımız cep telefonları oluyor. Gün içinde tuvaletten toplu taşımaya, spor salonundan uçaklara kadar girilen her ortamda telefonların yüzeyle temas ettiğini belirten Dr. Rao, bu cihazların adeta birer virüs deposu olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Telefonların düzenli olarak temizlenmemesi, cihaz üzerindeki patojenlerin doğrudan yüzümüze, ağzımıza ve gözlerimize taşınmasına neden oluyor. Uzmanlar, hastalıklardan korunmak için telefon kullanmadan önce ellerin temizlenmesini ve cihaz yüzeyinin haftada en az birkaç kez dezenfektan mendillerle silinmesini öneriyor. Su ve sabuna erişimin olmadığı durumlarda kullanılacak etanol bazlı el dezenfektanlarının ise etkili olabilmesi için ellerde en az 16 saniye boyunca ıslak kalacak şekilde uygulanması gerektiği hatırlatılıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.elipshaber.com/uzmanlar-uyardi-dokunduktan-sonra-ellerinizi-yikamaniz-gereken-3-gunluk-esya</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Jul 2026 15:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elipshabercom.teimg.com/crop/1280x720/elipshaber-com/uploads/2026/04/telefon-6.jpeg" type="image/jpeg" length="28683"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık Bakanlığı'ndan 12-18 yaş grubu için 'sigara bırakma' merkezi!]]></title>
      <link>https://www.elipshaber.com/saglik-bakanligindan-12-18-yas-grubu-icin-sigara-birakma-merkezi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elipshaber.com/saglik-bakanligindan-12-18-yas-grubu-icin-sigara-birakma-merkezi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, 12-18 yaş grubundaki çocuk ve ergenlerde sigara bağımlılığıyla mücadele kapsamında “Adolesan Sigara Bırakma Poliklinikleri”ni hizmete aldı. İlk etapta 7 merkezde başlayan uygulamanın ülke genelinde yaygınlaştırılması hedefleniyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı, çocuk ve ergenlerde sigara bağımlılığıyla mücadele kapsamında yeni bir hizmeti hayata geçirdi. 12-18 yaş grubundaki bireylere yönelik <strong>“Adolesan Sigara Bırakma Poliklinikleri”</strong> hizmet vermeye başladı. Ergenlik dönemi; merak, akran etkisi, sosyal medya ve dijital platformlarda tütün ürünlerinin dolaylı tanıtımı, yanlış risk algısı ve yeni nesil nikotin ürünlerine erişim gibi nedenlerle bağımlılık davranışlarının gelişimine en açık dönemlerden biri olarak değerlendiriliyor. Uzmanlara göre nikotin, çocuk ve ergenlerde beyin gelişimini olumsuz etkileyebiliyor. Dikkat, öğrenme, hafıza ve dürtü kontrolü üzerinde kalıcı etkiler oluşturabilen nikotin kullanımı, ilerleyen yaşlarda alkol ve diğer bağımlılık yapıcı maddelere yönelme riskini de artırabiliyor. Bu nedenle 18 yaş altındaki bireylere yönelik erken müdahaleler, yalnızca tütün kullanımının önlenmesi açısından değil, tüm bağımlılıklarla mücadele politikalarının önemli bir parçası olarak görülüyor.</p>

<h2>Danışmanlık ve tedavi hizmeti verilecek</h2>

<p>Sağlık Bakanlığı tarafından kurulan Adolesan Sigara Bırakma Poliklinikleri'nde, çocuk ve ergenlerin gelişim özelliklerine uygun değerlendirme, danışmanlık ve tedavi hizmetleri sunulacak. Polikliniklerde bilimsel kanıtlara dayalı yöntemlerle çocuk ve ergenlere özel destek sağlanacak. İhtiyaç duyulması halinde çocuk ve ergen ruh sağlığı uzmanları, psikologlar, sosyal hizmet uzmanları ve diğer ilgili branşlarla koordineli çalışma yürütülecek. Uygulamayla tütün kullanımının erken dönemde bırakılması, nikotin bağımlılığının kronik hale gelmesinin önlenmesi, tütün kaynaklı sağlık sorunlarının azaltılması ve sağlıklı nesillerin yetişmesine katkı sağlanması amaçlanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Hekimler için rehber hazırlandı</h2>

<p>Sağlık Bakanlığı, Adolesan Sigara Bırakma Poliklinikleri'nde görev yapacak hekimler için de özel bir rehber hazırladı. Haziran 2026'da hizmet vermeye başlayan poliklinikler, Ağrı, Ankara, Bursa, Çanakkale, Çorum ve Kütahya'da toplam 7 merkezde faaliyet gösteriyor. Hizmetin Türkiye genelinde yaygınlaştırılması için çalışmalar sürerken, poliklinik sayısının artırılarak her ilde bu desteğin sunulması hedefleniyor. Öte yandan 9 Temmuz 2026 itibarıyla Türkiye genelinde toplam bin 600 sigara bırakma polikliniğinde vatandaşlara hizmet veriliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.elipshaber.com/saglik-bakanligindan-12-18-yas-grubu-icin-sigara-birakma-merkezi</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Jul 2026 12:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elipshabercom.teimg.com/crop/1280x720/elipshaber-com/uploads/2026/07/sigara-birakma.webp" type="image/jpeg" length="22584"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanı uyardı: Doğru yıkanmayan sebzelerde enfeksiyon riski artıyor!]]></title>
      <link>https://www.elipshaber.com/uzmani-uyardi-dogru-yikanmayan-sebzelerde-enfeksiyon-riski-artiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elipshaber.com/uzmani-uyardi-dogru-yikanmayan-sebzelerde-enfeksiyon-riski-artiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara Etlik Şehir Hastanesi Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Aslı Haykır Solay, yaz aylarında uygun şekilde yıkanmayan ve doğru koşullarda saklanmayan sebze ile meyvelerin gıda kaynaklı enfeksiyonlara yol açabileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında sebze ve meyvelerin uygun koşullarda temizlenmemesi ve saklanmaması gıda kaynaklı enfeksiyon riskini artırıyor. Ankara Etlik Şehir Hastanesi Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Aslı Haykır Solay, yaz aylarında sebze ve meyve tüketiminde özellikle dikkat etmek gerektiğini vurgulayarak, “Sebze ve meyveler sıcaklık ve nem artışından dolayı enfeksiyon kaynağı haline gelebilirler. Çünkü tarladan ve ağaçtan soframıza gelene kadar uzun bir zincirden geçiyorlar. Ve bu süreçte saklama ve hazırlanma koşulları oldukça önemli. Kurallara dikkat edilmediği takdirde de bir besiyeri gibi üreme ortamı olabilir. Salmonellalar, norovirüsler üreyip bir salgın da meydana getirebilecek duruma gelebilirler. Bu nedenle yıkanma ve saklama koşulları oldukça önemlidir. Özellikle ilk başta mekanik temizlik çok önemli. Gözle görünür kirlerin, toprağın ve çürümüş olan kısımların mutlaka arındırılması lazım. Bunu da akan suda ovalayarak yıkamak gerekiyor. Mümkünse sebze temizleyici fırçalar bu işi kolaylaştırır ve daha etkin hale getirir. Bu aşamadan sonra karbonatlı ve sirkeli suları sırayla kullanmak hem tarım ilaçlarının bertarafına hem de mikroorganizmaların eliminasyonunu kolaylaştırır. Yüzde 80-90 oranında bu sürece olumlu yönde katkı sağlar" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Solay, bu aşamalardan sonra sebze ve meyvelerin kısa sürede tüketilmesi gerektiğini belirterek, "Eğer tüketmeyeceksek de iyice kurulayarak, nemden arındırarak, buzdolabında kapalı bir kapta muhafaza etmeliyiz. Özellikle kavun ve karpuz gibi ürünlerde, bunların soyulduğu düşünülerek yıkanmaktan geri durulabiliyor. Fakat bıçakla kesildiğinde dışarıdaki mikroorganizmalar içeri nüfuz edebiliyor. Bu nedenle onların da tüketim sırasında mutlaka dışının yıkanması, ondan sonra kesilmesi gerekmekte. Bir diğer önemli nokta da çapraz kontaminasyon. Çiğ et ve tavuk kesilen bıçak ya da kesme tahtalarının kesinlikle sebze ve meyvelerde kullanılmaması gerekiyor. Birbirleri arasında mikroorganizma geçişi oluyor ve pişmeden tüketildiği için de enfeksiyona, hastalıklara neden olabiliyor. Dışarıda yemek yerken de dikkat etmemiz gereken şeyler var. Dışarıda en güvenli gıdalar pişmiş olan gıdalar. Özellikle açık büfelerde dikkat etmemiz gereken şey, eğer salatalar soğuk bir buz kabında sunulmuyorsa ya da kesilmiş bir şekilde sunuluyorsa, ılık bir şekilde ya da üzerine sinekler üşüşüyorsa bu gıdaları tüketmemek gerekiyor" diye konuştu.Doç. Dr. Solay, kabuklu meyveleri soyarak tüketmenin en güvenli yol olduğuna işaret ederek, "En önemli basamağı unutmamamız lazım. Bütün teknolojik gelişmelere, bütün yeniliklere rağmen hala en önemli aşama el yıkama. Enfeksiyonun kaynağı kendi ellerimiz olabilir. Yemeklerden önce mutlaka 20 saniye boyunca ellerimizi su ve sabunla ovalayarak yıkamamız gerekmekte. Burada bazı gıdaları tükettikten sonra, 6 saat içerisinde mikroorganizma yoğunluğu fazlaysa ishal, bulantı, kusma şikayetleri olabiliyor. Burada bizim hekim olarak destek olmamız gereken durumlar; çok fazla sıvı kaybı olması, bulantı ve kusmadan dolayı su içememe ve yemek yiyememe durumu olması halinde, özellikle kişilerin ek hastalıkları varsa, böbrek yetmezliği, şeker hastalığı, ileri yaş ya da küçük çocuklar bu gruba girebilir, riskli gruba girebilir. İshal sıklığının artması halinde bizim destek olmamız gerekiyor. Ama normalde 2-3 kere ishal olunduğunda insanlar gözlemleyebilir. Onlara çok müdahale etmiyoruz. Ama sıvı kaybının artması bizim müdahale etmemiz gereken bir grup oluyor" ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.elipshaber.com/uzmani-uyardi-dogru-yikanmayan-sebzelerde-enfeksiyon-riski-artiyor</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Jul 2026 11:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elipshabercom.teimg.com/crop/1280x720/elipshaber-com/uploads/2023/11/sebze-meyve.webp" type="image/jpeg" length="92394"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yapay zeka, felç riskini haftalar öncesinden tespit edebilir]]></title>
      <link>https://www.elipshaber.com/yapay-zeka-felc-riskini-haftalar-oncesinden-tespit-edebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elipshaber.com/yapay-zeka-felc-riskini-haftalar-oncesinden-tespit-edebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Güney Kore'de geliştirilen yeni bir yapay zeka sistemi, yaşlı bireylerin evdeki günlük yaşam alışkanlıklarını analiz ederek inme ve diğer beyin damar hastalıklarının riskini belirtiler ortaya çıkmadan haftalar önce belirleyebiliyor. Araştırmacılar, sistemin yüzde 96,5 doğruluk oranına ulaştığını savunuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Güney Kore İleri Bilim ve Teknoloji Enstitüsü (KAIST) öncülüğünde geliştirilen yeni bir yapay zeka sistemi, yaşlı kişilerde inme başta olmak üzere beyin damar hastalıklarının erken belirtilerini günlük yaşam alışkanlıklarını analiz ederek haftalar öncesinden tespit edebiliyor.</p>

<p>Araştırmaya göre sistem, hastane tetkiklerine ihtiyaç duymadan bireylerin ev ortamındaki davranış değişikliklerini izleyerek risk artışına ilişkin erken uyarılar verebiliyor.</p>

<p>Beyin damar hastalıkları, beyni besleyen damarları etkileyen rahatsızlıkları kapsıyor. İnme ise dünya genelinde ölüm ve kalıcı sakatlığın önde gelen nedenleri arasında yer alıyor. Uzmanlar, hızlı tedavinin hayati önem taşıdığını ancak erken belirtilerin çoğu zaman fark edilmediğini belirtiyor.</p>

<p>Araştırmada Prof. Lisa Lim liderliğindeki ekip, 1224 yaşlı bireye ait verileri inceledi. Çalışmada, LivOn Care platformundan elde edilen 13 bin 362 adet iki haftalık yaşam kaydı analiz edildi.</p>

<p>Yapay zeka modeli; günlük hareketlilik, uyku düzeni, gün içindeki aktivite dağılımı, ev içi nem oranı ve diğer çevresel verilerin yanı sıra yaş ve kronik hastalıklar gibi kişisel sağlık bilgilerini de değerlendirerek beyin damar hastalıklarının erken dönemine işaret eden örüntüleri belirlemeye çalıştı.</p>

<p>Araştırmacılar, riskin arttığı bireylerde özellikle gece 22.00 ile 02.00 saatleri arasında normalden daha fazla hareketlilik görüldüğünü tespit etti. Bu durumun biyolojik saatin bozulmasına ve uyku düzenindeki gecikmelere işaret ettiği belirtildi.</p>

<p>Tanı konulmasına yaklaşıldıkça ise akşam saat 18.00-22.00 arasındaki fiziksel aktivitenin azaldığı, hareketsiz geçirilen sürenin arttığı görüldü. Düşük ev içi nem oranının da önemli risk göstergelerinden biri olduğu belirlendi.</p>

<p>Çalışmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri, zamanlama analizinde elde edildi. Yapay zeka, tanıdan önceki son dört haftaya ait veriler ile yaklaşık 12 hafta öncesine ait kayıtları yüzde 96,53 doğruluk oranıyla birbirinden ayırmayı başardı. Bu bulgu, hastalık ilerledikçe günlük yaşam alışkanlıklarındaki değişimlerin daha belirgin hale geldiğine işaret ediyor.</p>

<p>Araştırmacılar ayrıca sistemin yalnızca risk tahmini yapmakla kalmadığını, hangi davranış ve çevresel faktörlerin bu sonuca yol açtığını da açıklayabildiğini vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bilim insanları, geliştirilen teknolojinin özellikle sağlık durumundaki değişiklikleri ifade etmekte zorlanan yaşlı bireyler için önemli bir dijital sağlık aracı olabileceğini belirtti. Bununla birlikte sistemin tek başına teşhis koymadığı ve doktor değerlendirmesinin yerine geçemeyeceği vurgulandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.elipshaber.com/yapay-zeka-felc-riskini-haftalar-oncesinden-tespit-edebilir</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Jul 2026 11:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elipshabercom.teimg.com/crop/1280x720/elipshaber-com/uploads/2025/11/yapay-zeka-intihar.jpg" type="image/jpeg" length="80668"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Önemli avantajlara sahip: Ankara sağlık turizminde dünya ligine hazırlanıyor]]></title>
      <link>https://www.elipshaber.com/onemli-avantajlara-sahip-ankara-saglik-turizminde-dunya-ligine-hazirlaniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elipshaber.com/onemli-avantajlara-sahip-ankara-saglik-turizminde-dunya-ligine-hazirlaniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Güçlü sağlık altyapısı, medikal üretim kapasitesi ve termal kaynaklarıyla öne çıkan Ankara, sağlık turizminde küresel bir merkez olma hedefi doğrultusunda yeni yatırımlarla dünya ligine taşınmayı amaçlıyor. Uzmanlara göre başkent, sağlık hizmetiyle birlikte çevre destinasyonlara da katkı sağlayacak önemli bir potansiyele sahip.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık altyapısı sayesinde küresel ölçekte rekabet edebilecek bir potansiyele sahip olan Ankara, yaşlı nüfusun artması, erken teşhis ve tedavi yöntemlerindeki gelişmeler ile pandemi sonrası değişen sağlık ihtiyaçlarının etkisiyle sağlık turizminde öne çıkıyor. Sektördeki bu potansiyelin daha da güçlenmesi için yeni yatırımlara ihtiyaç duyulurken, başkentin mevcut altyapısının bu yatırımlar için önemli fırsatlar sunduğu değerlendiriliyor.</p>

<h2>Sağlık turizmi çevre destinasyonlara da katkı sağlıyor</h2>

<p>Ankara'ya sağlık hizmeti almak amacıyla gelen yabancı turistlerin, Konya ve Kapadokya gibi yakın destinasyonlara da ilgi göstermesi, başkent ve çevresindeki turizm hareketliliğini artırıyor. Bu durum, sağlık turizminin yalnızca sağlık sektörüne değil, bölgesel turizme de katkı sağlayan bir unsur olarak öne çıkmasını sağlıyor.</p>

<p>Ankara Kalkınma Ajansı koordinasyonunda düzenlenen **"Sağlık Odağında Yatırım Paneli ve Çalıştayı"**nda konuşan Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Gürsel Baran, Ankara'nın sağlık sektöründeki güçlü altyapısını dünya çapında bir başarıya dönüştürmeyi hedeflediklerini söyledi.</p>

<p>Sağlık sektörünün küresel ölçekte stratejik önem taşıdığına dikkat çeken Baran, Ankara'nın sağlık turizmindeki avantajlarını şöyle sıraladı:</p>

<p>Ankara'da tıp fakülteleri, devlet ve vakıf hastaneleri, üniversite hastaneleri ile sağlık turizmi yetkisine sahip yaklaşık 400 sağlık işletmesi bulunuyor.</p>

<p>Türkiye'deki medikal üretimin yaklaşık yüzde 40'ı Ankara'da gerçekleştiriliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Başkentin termal kaynakları önemli yatırım fırsatları sunuyor.</p>

<p>Ankara, sağlık turizminde Türkiye'nin lokomotif şehirlerinden biri konumunda bulunuyor.</p>

<p>Hedef ise Ankara'yı sağlık turizminde dünya ligine taşımak.</p>

<h2>Termal turizmde Kızılcahamam, Haymana ve Ayaş öne çıkıyor</h2>

<p>Baran, Ankara'nın yalnızca medikal sağlık turizminde değil, termal sağlık turizminde de önemli bir potansiyele sahip olduğunu belirtti. Kızılcahamam, Haymana ve Ayaş'taki termal su kaynaklarının yatırım açısından büyük fırsatlar sunduğunu ifade eden Baran, bu bölgelerde tesisleşmenin artırılmasının başkent turizminin çeşitlenmesine katkı sağlayacağını vurguladı.</p>

<h2>Sağlık turizmi ekonomiye yüksek katma değer sağlıyor</h2>

<p>Sağlık turizminin ekonomik katkısına da dikkat çeken Baran, Türkiye'ye sağlık turizmi kapsamında gelen yabancı turist sayısının 2022 yılında 1,2 milyon, 2024 yılında ise 1,5 milyon seviyesine ulaştığını hatırlattı.</p>

<p>Ankara'nın bu turistlerin yaklaşık 400 binini ağırladığını belirten Baran, sağlık turizminde kişi başına yapılan harcamanın 7 ila 8 bin dolar seviyesinde gerçekleştiğini ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Şevval Dalgıç</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.elipshaber.com/onemli-avantajlara-sahip-ankara-saglik-turizminde-dunya-ligine-hazirlaniyor</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Jul 2026 02:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elipshabercom.teimg.com/crop/1280x720/elipshaber-com/uploads/2026/07/kizilcahamam-sifa-termal-sosyal-tesisi.jpg" type="image/jpeg" length="22586"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Araştırma: Kel erkeklerde kanser riski daha düşük çıkıyor]]></title>
      <link>https://www.elipshaber.com/arastirma-kel-erkeklerde-kanser-riski-daha-dusuk-cikiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elipshaber.com/arastirma-kel-erkeklerde-kanser-riski-daha-dusuk-cikiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yapılan araştırma, saç dökülmesi yaşayan erkeklerde bazı kanser türlerine yakalanma riskinin daha düşük olabileceğini ortaya çıkardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cancer Epidemiology isimli dergide yayınlanan bir araştırma, 35-76 yaşları arasındaki erkekleri analiz ederek dikkat çekici bulguları gözler önüne serdi.</p>

<p>Araştırmada 30 yaşına kadar saç dökülmesi başlayan erkeklerde prostat kanseri oluşturma riskinin yüzde 29 daha düşük olduğu tespit edildi.</p>

<p>Ve daha erken kellik yaşamaya başlayanlarda, hastalığın hem agresif hem de daha az agresif formları için riskin %45 daha düşük olduğu görüldü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kanser ve kellik arasındaki bağlantının nedeni bilinmemekle birlikte, araştırmacılar Cancer Epidemiology dergisinde, erkek hormon reseptörü genindeki genetik bir varyantın her iki durumu da etkilediğinden şüphelendiklerini yazdılar.</p>

<h2>"Uzun süreyi dikkate alan ilk çalışma"</h2>

<p>Saç dökülmesinin bir nedeni, testosterondan üretilen ve saç foliküllerinin besinleri emmesini engelleyen, foliküllerin küçülmesine ve sonunda saç tellerinin dökülmesine yol açan aşırı dihidrotestosteron olurken testosteron seviyeleri sadece erkek tipi kellik üzerinde etkili olmakla kalmaz, aynı zamanda prostat kanserinde de rol oynayarak kanserli hücrelerin büyümesine yardımcı oluyor.</p>

<p>Araştırmanın baş yazarı Dr. Jonathan Wright, basın açıklamasında, "Bu durumlarla ilgileniyorduk çünkü her ikisi de yaygın, yaşa bağlı, kalıtsal ve androjenlerle ilgili" dedi.</p>

<p>Önceki araştırmalar 55 yaş üstü erkeklere odaklanırken (erkeklerin yaklaşık yarısı bu yaşta kellik yaşıyor), Wright'ın çalışması kanserli hücrelerin ilk ortaya çıkışı ile teşhis konulması arasındaki uzun süreyi dikkate aldı.</p>

<p>Öte yandan, 2016 yılında yayınlanan bir başka çalışma, erkek tipi saç dökülmesi ile prostat kanserinden kaynaklanan ölüm arasında bir bağlantı bulmuştu. Çalışmada, 25 ile 44 yaşları arasında herhangi bir kellik durumunun ölümcül prostat kanseri riskini %56 oranında artırdığı, özellikle orta derecede kellik durumunun ise %83 oranında artırdığı tespit edildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Yaşam</category>
      <guid>https://www.elipshaber.com/arastirma-kel-erkeklerde-kanser-riski-daha-dusuk-cikiyor</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Jul 2026 09:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elipshabercom.teimg.com/crop/1280x720/elipshaber-com/uploads/2026/07/jason-statham-3.webp" type="image/jpeg" length="67605"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hamile kadınlara şeker uyarısı: Çocuk beynini etkiliyor]]></title>
      <link>https://www.elipshaber.com/hamile-kadinlara-seker-uyarisi-cocuk-beynini-etkiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elipshaber.com/hamile-kadinlara-seker-uyarisi-cocuk-beynini-etkiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yapılan bir araştırma hamile kadınların şeker tüketiminin çocuk beyin gelişimini etkilediğini gözler önüne serdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>General Psychiatry isimli dergide yayınlanan araştırmada, hamile kadınların şeker tüketimi ile çocukların beyin gelişimi arasında bir bağlantı olduğunu ortaya çıkardı.</p>

<p>Uzmanlar, hamile kadınların çocuklarının gelecekteki ruh sağlığını korumak için şeker alımlarını sınırlamaları gerektiği konusunda uyardı.</p>

<p>Araştırmada, İkinci Dünya Savaşı sonrası doğan Baby Boomer kuşağının daha az kaygı ve depresyon yaşadığını gösteriyor.</p>

<p>1953'te şeker kısıtlamaları kaldırılmadan önce gebe kalanların, daha sonraki yaşamlarında bu rahatsızlıkların teşhis edilme riskinin %25'e kadar daha düşük olduğu görüldü.</p>

<p>Çalışmanın sonuçları, anne şeker tüketimi ile çocuk beyin gelişimi arasında bir bağlantı olduğunu öne süren son kanıtları destekliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırmada, "Doğumdan sonraki ilk 1000 gün içinde şeker kısıtlaması, daha sonraki yaşamda ruh sağlığında çok önemli bir rol oynar. Gelecekteki kamu sağlığı kılavuzları ve politikaları, hamile kadınlar ve küçük çocuklar arasında alımı azaltmaya yönelik tavsiyeleri de içermelidir" denildi.</p>

<p>Şeker, savaşın sona ermesinden sonra tekrar serbestçe temin edilebilen son ürünlerden biriydi. Kısıtlamalar sona erdikten sonra şeker tüketimi yüzde 71 arttı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.elipshaber.com/hamile-kadinlara-seker-uyarisi-cocuk-beynini-etkiliyor</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 12:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elipshabercom.teimg.com/crop/1280x720/elipshaber-com/uploads/2026/07/hamile-cikolata.webp" type="image/jpeg" length="99397"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Cinsel yolla bulaşan ölümcül bakteri hızla yayılıyor]]></title>
      <link>https://www.elipshaber.com/cinsel-yolla-bulasan-olumcul-bakteri-hizla-yayiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elipshaber.com/cinsel-yolla-bulasan-olumcul-bakteri-hizla-yayiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İngiltere'de cinsel temas yoluyla da bulaşabilen Shigella bakterisinin yayılımındaki artış sağlık uzmanlarını alarma geçirdi. Uzmanlar, enfeksiyonun antibiyotiklere karşı giderek daha dirençli hale geldiğini ve bunun önemli bir halk sağlığı tehdidi oluşturduğunu belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İngiltere'de şiddetli ishale yol açabilen ve cinsel temas yoluyla da bulaşabilen Shigella bakterisinin yayılımındaki artış, sağlık yetkililerini harekete geçirdi.</p>

<p>İngiltere Sağlık Güvenliği Ajansı (UKHSA) ile Cambridge Üniversitesi tarafından yürütülen araştırmada, hastalığın özellikle bazı eşcinsel ve biseksüel erkekler arasında hızla yayıldığı, ayrıca bakterinin antibiyotiklere karşı giderek daha dirençli hale geldiği vurgulandı.</p>

<p>Shigella bakterisi genellikle dışkıda bulunuyor ve kirli gıdalar, kontamine yüzeylere temas ettikten sonra ağıza dokunulması ya da enfekte kişilerle yakın temas yoluyla bulaşıyor.</p>

<p>Ancak araştırmaya göre, 2000'li yıllardan bu yana Batı ülkelerinde cinsel temas yoluyla bulaşan Shigella vakalarında düzenli bir artış yaşanıyor.</p>

<p>İngiltere Sağlık Güvenliği Ajansı'nın verilerine göre, cinsel temasla bağlantılı olduğu değerlendirilen Shigella vakalarının sayısı geçen yıl 2 bin 560'a ulaştı.</p>

<p>Araştırma, cinsel yolla bulaşan Shigella türlerinin diğer bulaşma yollarına kıyasla daha hızlı yayıldığını ortaya koydu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çalışma, The Lancet Infectious Diseases dergisinde yayımlandı.</p>

<p>Araştırmanın kıdemli yazarı ve Cambridge Üniversitesi Genetik Bölümü'nden Prof. Kate Baker, bakterinin antibiyotik direncindeki artış nedeniyle tedavinin giderek zorlaştığını söyledi.</p>

<p>Baker, "İlaçlarla neredeyse tedavi edilemeyen bir durumla karşı karşıyayız." değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Araştırmada ayrıca, Shigella'ya yönelik mevcut halk sağlığı tavsiyelerinin ağırlıklı olarak el yıkama ve gıda hijyenine odaklandığı, bunun ise cinsel yolla bulaşmayı önlemede yetersiz kaldığı ifade edildi.</p>

<p>Shigella enfeksiyonunun belirtileri arasında ishal, mide krampları ve ateş yer alıyor.</p>

<p>Hastalığın cinsel temas yoluyla bulaşmış olabileceğinden şüphelenen kişilerin test yaptırmak için cinsel sağlık kliniklerine veya aile hekimlerine başvurması öneriliyor.</p>

<p>Uzmanlara göre Shigella, çoğu zaman gıda zehirlenmesi veya kısa süreli mide-bağırsak enfeksiyonlarıyla karıştırılıyor. Ancak hastalık bir hafta veya daha uzun süre devam edebiliyor.</p>

<p>Dünya genelinde her yıl 200 binden fazla kişinin ölümüne neden olduğu belirtilen enfeksiyonda ölümler, şiddetli ishalin yol açtığı susuzluk, bağırsak delinmesi veya yetersiz beslenme gibi komplikasyonlarla ilişkilendiriliyor.</p>

<p>Prof. Kate Baker, cinsel yolla bulaşan Shigella enfeksiyonunun ayrı bir halk sağlığı tehdidi olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, bu alanda farklı izleme, önleme ve tedavi stratejilerine ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.</p>

<p>Uzmanlar ayrıca, mide-bağırsak enfeksiyonunu düşündüren belirtiler yaşayan kişilerin hastalığın yayılmasını önlemek amacıyla sosyal temas ve cinsel ilişki konusunda dikkatli davranmaları gerektiği uyarısında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.elipshaber.com/cinsel-yolla-bulasan-olumcul-bakteri-hizla-yayiliyor</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 14:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elipshabercom.teimg.com/crop/1280x720/elipshaber-com/uploads/2024/02/cinsel-performans.jpg" type="image/jpeg" length="56198"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanı uyardı: 'Her kansızlık demir eksikliği değildir']]></title>
      <link>https://www.elipshaber.com/uzmani-uyardi-her-kansizlik-demir-eksikligi-degildir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elipshaber.com/uzmani-uyardi-her-kansizlik-demir-eksikligi-degildir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Halsizlik, çabuk yorulma ve nefes darlığı gibi belirtilerle ortaya çıkan kansızlık (anemi), yalnızca demir eksikliğinden kaynaklanmıyor. Hematoloji Uzmanı Dr. Sertaç Durusoy, özellikle erkeklerde, menopoz sonrası kadınlarda ve ileri yaştaki bireylerde kansızlığın mide-bağırsak sistemi kanserleri dahil birçok ciddi hastalığın ilk belirtisi olabileceği uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Halsizlik, çarpıntı ve nefes darlığı gibi şikâyetlerle kendini gösteren kansızlık, çoğu zaman demir eksikliğine bağlanıp geçiştiriliyor.</p>

<p>Ancak uzmanlar, aneminin tek başına bir hastalık değil, altta yatan farklı sağlık sorunlarının habercisi olabileceğine dikkat çekiyor. Medicana Bursa Hastanesi Hematoloji Uzmanı Dr. Sertaç Durusoy, kansızlığın nedeninin mutlaka araştırılması gerektiğini belirterek, erken tanının hayati önem taşıdığını söyledi.</p>

<p>Aneminin kandaki hemoglobin düzeyinin normalin altına düşmesiyle ortaya çıktığını belirten Dr. Durusoy, hemoglobinin dokulara oksijen taşımakla görevli olduğunu ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hemoglobin seviyesinin azalmasıyla birlikte dokuların yeterince oksijen alamadığını söyleyen Durusoy, bunun sonucunda halsizlik, çabuk yorulma, nefes darlığı, çarpıntı, dikkat dağınıklığı ve günlük yaşam performansında belirgin düşüş görülebileceğini belirtti.</p>

<p>Aneminin en yaygın nedeninin demir eksikliği olduğunu vurgulayan Durusoy, özellikle doğurganlık çağındaki kadınların risk altında bulunduğunu söyledi. Yoğun adet kanamaları, gebelik, emzirme dönemi, yetersiz demir alımı ve mide-bağırsak sistemindeki gizli kanamaların demir eksikliğine yol açabileceğini belirten Durusoy, tedavi edilmeyen demir eksikliğinin yalnızca kan değerlerini değil, yaşam kalitesini de olumsuz etkilediğini ifade etti.</p>

<p>Sürekli yorgunluk, saç dökülmesi, tırnak kırılması, dikkat azalması, iş ve okul performansında düşüş ile çarpıntının demir eksikliğinin sık görülen belirtileri arasında yer aldığını kaydetti.</p>

<p>Dr. Durusoy, kansızlığın tek nedeninin demir eksikliği olmadığını belirterek B12 vitamini ve folat eksikliği, kronik iltihabi hastalıklar, böbrek yetmezliği, tiroit hastalıkları, kemik iliği hastalıkları, genetik kan hastalıkları ve bazı ilaçların da anemiye neden olabileceğini söyledi. Özellikle B12 vitamini eksikliğinde el ve ayaklarda uyuşma, denge bozukluğu, unutkanlık ve dilde yanma gibi nörolojik belirtilerin de görülebileceğine dikkat çeken Durusoy, her hastaya otomatik olarak demir tedavisi başlanmasının doğru olmadığını vurguladı.</p>

<p>Aneminin bazı durumlarda ciddi hastalıkların ilk bulgusu olabileceğini belirten Durusoy, özellikle erkeklerde, menopoz sonrası kadınlarda, ileri yaştaki bireylerde ve tekrarlayan demir eksikliği bulunan hastalarda mide ve bağırsak sistemindeki gizli kan kayıplarının mutlaka araştırılması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Mide ülseri, bağırsak polipleri, iltihabi bağırsak hastalıkları ve bazı sindirim sistemi kanserlerinin ilk dönemde yalnızca kansızlıkla ortaya çıkabileceğini belirten Durusoy, "Kanım düşükmüş, demir ilacı kullanırım geçer" yaklaşımının tanının gecikmesine neden olabileceğini ifade etti.</p>

<p>Durusoy, anemi tespit edildiğinde yalnızca hemoglobin düzeyine bakmanın yeterli olmadığını belirterek, tam kan sayımının yanı sıra MCV, RDW, retikülosit, lökosit ve trombosit değerlerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Ferritin, serum demiri, demir bağlama kapasitesi, transferrin satürasyonu, B12 ve folat düzeyleri ile böbrek, karaciğer ve tiroit fonksiyon testlerinin de tanı sürecinde önemli olduğunu belirten Durusoy, gerekli görülen hastalarda gaitada gizli kan testi, endoskopi ve kemik iliği incelemesi yapılabileceğini ifade etti.</p>

<p>Kansızlık tedavisinin altta yatan nedene göre değiştiğini belirten Dr. Durusoy, demir eksikliği saptandığında yalnızca demir takviyesi vermenin yeterli olmadığını, demir kaybına yol açan nedenin de mutlaka araştırılması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Bazı hastalarda ağızdan demir tedavisinin yeterli olduğunu belirten Durusoy, emilim bozukluğu bulunan, ağır demir eksikliği yaşayan veya hızlı tedavi gerektiren kişilerde damar yoluyla demir tedavisinin tercih edilebildiğini ifade etti. B12 ve folat eksikliklerinde vitamin tedavisi uygulanırken, kronik hastalıklar ve kemik iliği hastalıklarına bağlı anemilerde ise farklı tedavi yöntemlerinin devreye girdiğini söyledi.</p>

<p>Kansızlığın uzun süre devam etmesi, tedaviye rağmen düzelmemesi, sık tekrarlaması veya diğer kan hücrelerindeki bozukluklarla birlikte görülmesi halinde mutlaka hematoloji uzmanına başvurulması gerektiğini vurgulayan Dr. Durusoy, "Anemide amaç yalnızca hemoglobin düzeyini yükseltmek değildir. Asıl hedef, kansızlığa neden olan temel hastalığı doğru şekilde belirleyip uygun tedaviyi planlamaktır. Erken tanı sayesinde hem yaşam kalitesi artar hem de altta yatabilecek ciddi hastalıklar zamanında tespit edilebilir" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.elipshaber.com/uzmani-uyardi-her-kansizlik-demir-eksikligi-degildir</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 16:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elipshabercom.teimg.com/crop/1280x720/elipshaber-com/uploads/2026/07/kansizlik.jpg" type="image/jpeg" length="44064"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aile hekimi uyardı: 'Bilinçsiz vitamin kullanımı sağlığı riske atıyor']]></title>
      <link>https://www.elipshaber.com/aile-hekimi-uyardi-bilincsiz-vitamin-kullanimi-sagligi-riske-atiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elipshaber.com/aile-hekimi-uyardi-bilincsiz-vitamin-kullanimi-sagligi-riske-atiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlıklı bireylerin yalnızca daha enerjik hissetmek veya hastalıklardan korunmak amacıyla vitamin kullanmasının bilimsel açıdan yanlış olduğunu belirten Aile Hekimi ve Check-Up Uzmanı Dr. Füsun Güneşdoğdu, “Doğal besinlerden alınan vitaminler hem daha güvenli hem de daha etkilidir" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda vitamin ve gıda takviyesi kullanımı giderek yaygınlaşırken uzmanlar, bilinçsiz ve kontrolsüz kullanımın ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği konusunda uyarıyor.</p>

<p>Aile Hekimi ve Check-Up Uzmanı Dr. Füsun Güneşdoğdu, vitaminlerin her birey için gerekli olmadığını belirterek, takviye kullanımının mutlaka ihtiyaç doğrultusunda ve hekim önerisiyle yapılması gerektiğini söyledi.</p>

<h2>‘Vitaminin zararı olmaz düşüncesi yanlış’</h2>

<p>Toplumda yaygın olan ‘Vitamindir, zararı olmaz’ düşüncesinin doğru olmadığını ifade eden Uzm. Dr. Güneşdoğdu, özellikle rastgele kullanılan vitamin ve takviyelerin faydadan çok zarar verebileceğine dikkat çekti.</p>

<h2>‘Her gün kullanmak herkes için gerekli değil’</h2>

<p>Sağlıklı bireylerde dengeli ve yeterli beslenmenin çoğu zaman vitamin ihtiyacını karşılayabildiğini dile getiren Uzm. Dr. Güneşdoğdu, “Her gün vitamin kullanmak her zaman gerekli veya sağlıklı değildir. Çoğu insan için dengeli bir beslenme düzeni, vücudun ihtiyaç duyduğu vitamin ve mineralleri karşılayabilir. Vitamin desteği genellikle belirli durumlarda veya doktor önerisi doğrultusunda kullanılmalıdır” diye konuştu.</p>

<p>Bazı gruplarda vitamin desteğinin gerekli olabileceğini belirten Uzm. Dr. Güneşdoğdu, “50 yaş üzerindeki bireylerde B12 vitamini emilimi azalabilir. Hamilelik planlayan veya hamile olan kadınlarda folik asit kullanımı önem taşır. Vegan ve vejetaryen beslenen kişilerde B12 desteği gerekebilir. Ayrıca günümüzde özellikle kapalı alanlarda geçirilen sürenin artması nedeniyle D vitamini eksikliği de oldukça yaygın görülmektedir” dedi.</p>

<h2>‘Fazlası zehirlenmeye yol açabilir’</h2>

<p>Vitaminlerin bilinçsiz kullanımının ciddi sonuçlar doğurabileceğini söyleyen Uzm. Dr. Güneşdoğdu, şu bilgileri paylaştı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“A, D, E ve K vitaminleri vücutta depolanır. Bu vitaminlerin yüksek dozda ve uzun süre kontrolsüz kullanılması vücutta birikerek zehirlenmeye yol açabilir. Örneğin, fazla A vitamini karaciğer hasarına neden olabilir. Suda eriyen vitaminlerin fazlası genellikle idrarla atılsa da yüksek dozlarda böbrekleri zorlayabilir ve mide-bağırsak sorunlarına yol açabilir.”</p>

<h2>‘Doğal takviyeler masum değil’</h2>

<p>Piyasada satılan doğal içerikli takviyelerin de dikkatli kullanılması gerektiğini vurgulayan Uzm. Dr. Güneşdoğdu, “Bir ürünün doğal olması, tamamen güvenli olduğu anlamına gelmez. Doğada bulunan birçok madde yanlış kullanıldığında ciddi yan etkilere neden olabilir. Ayrıca takviye ürünler ilaçlar gibi uzun klinik çalışmalardan geçmez. Bu yüzden etiketinde doğal yazması, ürünün tamamen zararsız olduğu anlamına gelmez. Bazı bitkisel ürünler kullanılan ilaçlarla etkileşime girebilir. Örneğin; Sarı Kantaron bazı ilaçların etkisini azaltabilir. Ginkgo Biloba ve sarımsak içeren takviyeler ise kan sulandırıcı kullanan kişilerde kanama riskini artırabilir. Bu nedenle kullanılan her takviye mutlaka hekime bildirilmelidir” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Uzm. Dr. Güneşdoğdu, doğal ibaresi taşıyan ürünlerin içerisinde bağlayıcılar, dolgu maddeleri, renklendiriciler ve tatlandırıcılar bulunabileceğini belirterek, “Bazı takviyelerde yer alan bu maddeler hassas bireylerde alerjik reaksiyonlara yol açabilir. Bu yüzden doğal olduğu belirtilen ürünler de bilinçsiz kullanılmamalıdır” dedi.</p>

<h2>‘Yorgunluk her zaman vitamin eksikliği anlamına gelmez’</h2>

<p>Sürekli yorgunluk hisseden birçok kişinin çözümü vitaminlerde aradığını belirten Uzm. Dr. Güneşdoğdu, bunun her zaman doğru bir yaklaşım olmadığını söyledi.</p>

<p>Uzm. Dr. Güneşdoğu, “Yorgunluk vücudun verdiği genel bir alarm sinyalidir. Bunun nedeni yalnızca vitamin eksikliği olmayabilir. Kalitesiz uyku, yetersiz sıvı tüketimi, hareketsiz yaşam, düzensiz beslenme, stres, kaygı bozuklukları, depresyon, tiroit hastalıkları, kansızlık, insülin direnci ve diyabet gibi pek çok durum yorgunluğa neden olabilir” diyen Güneşdoğdu, vitamin eksikliklerinde genellikle farklı belirtilerin de görüldüğünü ifade etti.</p>

<p>Uzm. Dr. Güneşdoğdu, “B12 vitamini eksikliğinde unutkanlık ve el-ayaklarda karıncalanma, D vitamini eksikliğinde yaygın kas ve kemik ağrıları, demir eksikliğinde ise saç dökülmesi, üşüme hissi ve soluk cilt gibi belirtiler görülebilir” dedi.</p>

<h2>‘Vitamin kullanmadan önce test yapılmalı’</h2>

<p>Vitamin eksikliğinden şüphelenildiğinde öncelikle tıbbi değerlendirme yapılması gerektiğini vurgulayan Uzm. Dr. Güneşdoğdu, “Kişilerin rastgele multivitamin kullanmak yerine öncelikle bir hekime başvurması gerekir. Kan sayımı, tiroit fonksiyonları, kan şekeri, demir, B12 ve D vitamini gibi değerler değerlendirilerek eksiklik varsa buna yönelik tedavi planlanmalıdır” ifadelerini kullandı.</p>

<h2>‘Bazı vitaminler vücut tarafından üretebiliyor’</h2>

<p>Vitaminlerin büyük bölümünün besinlerden alınması gerektiğini belirten Uzm. Dr. Güneşdoğdu, “D vitamini aslında vücudun güneş ışığı yardımıyla üretebildiği bir hormondur. Besinlerle alınan miktar çoğu zaman yeterli olmaz. Bu nedenle uygun koşullarda güneş ışığından faydalanmak D vitamini açısından önemlidir. Bağırsak sağlığı da vitamin üretiminde önemli rol oynar. Bağırsaklarımızda bulunan yararlı bakteriler K vitamini ve biyotin gibi bazı vitaminlerin üretimine katkı sağlayabilir. Bu nedenle dengeli beslenmenin yanı sıra bağırsak sağlığının korunması da önem taşımaktadır” dedi.</p>

<h2>‘Sağlıklı bireylerde rastgele takviye kullanımı önerilmiyor’</h2>

<p>Sağlıklı bireylerin yalnızca daha enerjik hissetmek veya hastalıklardan korunmak amacıyla vitamin kullanmasının bilimsel açıdan da doğru olmadığının altını çizen Uzm. Dr. Güneşdoğdu, “Doğal besinlerden alınan vitaminler hem daha güvenli hem de daha etkilidir. Örneğin, bir kırmızı kapya biber günlük C vitamini ihtiyacının büyük bölümünü karşılayabilir. Eğer yorgunluk, halsizlik veya odaklanma sorunu gibi şikayetler varsa öncelikle neden araştırılmalıdır. Yapılması gereken, istenen tetkiklerin ardından yalnızca eksik olduğu belirlenen vitaminin doktor önerisiyle uygun dozda kullanılmasıdır. Sağlıklı bir bireyin kendini daha enerjik hissetmek veya hastalıklardan korunmak amacıyla ezbere vitamin kullanması bilimsel olarak önerilmemektedir” diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.elipshaber.com/aile-hekimi-uyardi-bilincsiz-vitamin-kullanimi-sagligi-riske-atiyor</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 10:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elipshabercom.teimg.com/crop/1280x720/elipshaber-com/uploads/2024/12/vitamin.webp" type="image/jpeg" length="31221"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Organ nakli olan kadın, meme kanseri oldu]]></title>
      <link>https://www.elipshaber.com/organ-nakli-olan-kadin-meme-kanseri-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elipshaber.com/organ-nakli-olan-kadin-meme-kanseri-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsveç'te yaşayan 45 yaşındaki Rayen Rodriguez, uzun yıllar beklediği karaciğer nakliyle sağlığına kavuşmayı umut ederken, ameliyatın ardından aldığı haberle büyük bir sarsıntı yaşadı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İsveç'te yaşayan 45 yaşındaki Rayen Rodriguez, uzun yıllar beklediği karaciğer nakliyle sağlığına kavuşmayı umut ederken, ameliyatın ardından aldığı haberle büyük bir sarsıntı yaşadı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yapılan incelemelerde, kendisine nakledilen karaciğerde daha önce tespit edilememiş metastatik meme kanseri bulunduğu ortaya çıktı.</p>

<p>Uygun donörün bulunmasının ardından gerçekleştirilen organ nakli sonrası yeni bir başlangıç yapmayı bekleyen Rodriguez'in sağlık durumu, ameliyattan kısa süre sonra gelişen belirtiler nedeniyle yeniden değerlendirildi. İdrarında kan görülmesi üzerine yapılan kontrollerde, nakledilen karaciğerde şüpheli bir gölge fark edildi.</p>

<p>Doktorların aldığı doku örneğinin incelenmesi sonucunda, donör karaciğerinin metastatik kanser hücreleri içerdiği belirlendi. Yapılan analizlerde, bu hücrelerin meme kanseri kaynaklı olduğu tespit edildi.</p>

<p>Yaşadığı süreci anlatan Rodriguez, aldığı teşhis karşısında büyük bir yıkım yaşadığını belirterek, "Yıkıldım. Bu çok fazlaydı" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Uzmanlar, organ bağışı yoluyla kanser bulaşmasının son derece ender rastlanan bir durum olduğuna dikkat çekiyor. Uluslararası araştırmalara göre bu tür vakalar, her 10 bin organ naklinin yaklaşık üç ila altısında görülüyor.</p>

<p>Öte yandan aynı donörden organ nakli yapılan diğer hastalarla ilgili de inceleme başlatıldı. Hastane yönetiminin söz konusu kişileri bilgilendirdiği belirtilirken, Rodriguez'in ise yeniden uygun bir karaciğer donörü beklediği aktarıldı.</p>

<p>Tedavi süreci devam eden Rodriguez'in, ikinci organ naklinin ardından kemoterapi görmeye devam edeceği bildirildi.</p>

<p>Geleceğe dair umutlarını korumaya çalıştığını söyleyen Rodriguez, "İyileşemeyeceğimden endişeleniyorum. Umarım her şey yeniden yoluna girer, tekrar seyahat edebilir ve özgürce hareket edebilirim" sözleriyle yaşadığı kaygıyı dile getirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.elipshaber.com/organ-nakli-olan-kadin-meme-kanseri-oldu</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 08:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elipshabercom.teimg.com/crop/1280x720/elipshaber-com/uploads/2025/10/meme-kanseri5.jpeg" type="image/jpeg" length="15810"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Duş lifiyle yıkananlara korkutan uyarı!]]></title>
      <link>https://www.elipshaber.com/dus-lifiyle-yikananlara-korkutan-uyari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elipshaber.com/dus-lifiyle-yikananlara-korkutan-uyari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dermatoloji uzmanları, kişisel temizliğin bir parçası olan duş liflerinin hatalı kullanımı durumunda ciddi enfeksiyon riskleri barındırdığı konusunda uyardı. Uzun süre değiştirilmeyen ve nemli banyo ortamında bırakılan liflerin, bakteri ve mantarlar için elverişli bir üreme alanına dönüştüğü belirtildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dermatologlar, hem doğal hem de sentetik liflerin gözenekli yapısı nedeniyle ölü deri hücrelerini, kirleri ve nemi bünyesinde hapsettiğini ifade ediyor. Bu durum, banyo ortamındaki sıcaklıkla birleştiğinde zararlı mikroorganizmaların hızla çoğalmasına zemin hazırlıyor.</p>

<p>Liflerin cilde çok sert uygulanması sonucu oluşan gözle görülmeyen küçük çizikler ise bu bakterilerin vücuda girişini kolaylaştırıyor.</p>

<p>Dermatoloji uzmanlarının paylaştığı bilgilere göre, düzenli temizlenmeyen ve eskiyen duş liflerinde şu mikroorganizmalar tespit edilebiliyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>E. coli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Staphylococcus (Stafilokok)</p>
 </li>
 <li>
 <p>Streptococcus (Streptokok)</p>
 </li>
 <li>
 <p>Pseudomonas aeruginosa</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
</ul>

<p>Bu bakterilerin yanı sıra lif üzerinde üreyen çeşitli mantar türleri, özellikle hassas cilde sahip bireylerde enfeksiyon riskini önemli ölçüde artırıyor.</p>

<h2>Doğru temizlik ve muhafaza yöntemleri</h2>

<p>Uzmanlar, lif kullanımı sonrası hijyenin sağlanması için şu adımların izlenmesini tavsiye ediyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Her banyo sonrasında lif iyice durulanmalı ve fazla suyu sıkılmalı.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Lifler sürekli nemli kalan duş kabini içinde değil, hava akımı olan kuru bir alanda kurutulmalı.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Haftada en az bir kez, seyreltilmiş çamaşır suyu banyosunda 5 dakika bekletilerek veya uygun sentetik lifler için bulaşık makinesinde yıkanarak dezenfekte edilmeli.</p>
 </li>
</ul>

<h2>Hassas bölgelerden uzak tutulmalı</h2>

<p>Hassas cilt yapısına sahip olan yüz ve genital bölgede duş liflerinin kesinlikle kullanılmaması gerektiği vurgulanıyor. Ayrıca, tıraş işlemi sırasında ciltte mikro kesikler oluşabileceğinden, tıraş sonrasındaki ilk birkaç gün lif kullanımından kaçınılması öneriliyor. Genel cilt sağlığı için haftada bir ya da iki kez lif uygulamasının yeterli olduğu ifade ediliyor.</p>

<h2>Kullanım ömrüne dikkat edilmeli</h2>

<p>Liflerin malzemesine göre belirli aralıklarla yenilenmesi gerekiyor. Doğal liflerin 3 ila 4 haftada bir, sentetik liflerin ise en geç 2 ayda bir değiştirilmesi şart. Ancak bu süreler dolmasa bile lif üzerinde küflenme belirmesi, renk değişimi yaşanması veya kötü koku oluşması durumunda ürünün derhal çöpe atılması gerektiği bildiriliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.elipshaber.com/dus-lifiyle-yikananlara-korkutan-uyari</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 22:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elipshabercom.teimg.com/crop/1280x720/elipshaber-com/uploads/2026/07/dus-lifi.webp" type="image/jpeg" length="56053"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanı uyardı: Sıcak hava kadınları daha çok etkiliyor]]></title>
      <link>https://www.elipshaber.com/uzmani-uyardi-sicak-hava-kadinlari-daha-cok-etkiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elipshaber.com/uzmani-uyardi-sicak-hava-kadinlari-daha-cok-etkiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre sıcak hava dalgaları kadınların kalp-damar sistemi üzerinde erkeklere kıyasla daha fazla yük oluşturuyor. Hormonal değişimler, gebelik, adet döngüsü ve menopoz gibi süreçler nedeniyle kadınlar sıcak çarpması ve sıcak kaynaklı sağlık sorunlarına karşı daha hassas hale geliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İklim değişikliği nedeniyle sıcak hava dalgalarının daha sık ve daha şiddetli yaşanması, kadın sağlığına yönelik riskleri de artırıyor. Uzmanlar, kadınların biyolojik ve sosyal nedenlerle aşırı sıcaklardan erkeklere göre daha fazla etkilendiğini belirtiyor.</p>

<p>BBC'nin haberine göre, İngiltere'de kadın sağlığı alanında çalışan doktor Nighat Arif, sıcak hava dalgalarının kadınların kalp ve dolaşım sistemi için adeta bir "stres testi" niteliğinde olduğunu söyledi.</p>

<p>Araştırmalara göre kadınlar erkeklere kıyasla daha az terliyor ve terleme daha yüksek vücut sıcaklıklarında başlıyor. Bu durum, vücudun fazla ısıyı dışarı atmasını zorlaştırırken sıcaklığın oluşturduğu yükün fark edilmesini de güçleştiriyor.</p>

<p>Ayrıca kadınların ortalama vücut sıcaklığının ve vücut yağ oranının daha yüksek olması da ısıyı tutan ek bir yalıtım etkisi yaratabiliyor.</p>

<p>Uzmanlara göre östrojen ve progesteron hormonlarındaki değişimler; adet döngüsü, gebelik, emzirme, perimenopoz ve menopoz dönemlerinde vücudun sıcaklık düzenleme mekanizmasını etkiliyor.</p>

<p>Adet öncesi dönemde yükselen progesteron vücut sıcaklığını artırırken, adet başladığında östrojen seviyesinin düşmesi sıcak havalarda kalp ve dolaşım sistemi üzerindeki yükü artırabiliyor.</p>

<p>Yoğun adet gören kadınlarda demir eksikliğinin daha sık görülmesi de oksijen taşınmasını azaltarak halsizlik ve yorgunluk hissini artırabiliyor.</p>

<p>Menopoz dönemindeki kadınlarda sıcak basmaları ve gece terlemeleri sıcak hava dalgaları sırasında daha sık ve daha şiddetli görülebiliyor. Uzmanlar, küresel ısınmanın bu belirtileri daha da ağırlaştırabileceğine dikkat çekiyor.</p>

<p>Gebelikte ise artan metabolizma, sıvı ihtiyacı ve bebeğin oluşturduğu ek dolaşım yükü nedeniyle vücut sıcaklığını düzenlemek zorlaşıyor. Araştırmalar, aşırı sıcakların hem anne hem de bebek açısından bazı gebelik komplikasyonlarının riskini artırabileceğini gösteriyor.</p>

<p>Londra Üniversitesi Küresel Sağlık Enstitüsü'nden halk sağlığı uzmanı Dr. Cat Pinho-Gomes, kadınların yalnızca biyolojik nedenlerle değil, bakım sorumluluklarının daha fazla olması ve ekonomik eşitsizlikler gibi sosyal etkenler nedeniyle de sıcak hava dalgalarından daha fazla etkilendiğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlar ayrıca kadınların ortalama yaşam süresinin daha uzun olması nedeniyle ileri yaşta sıcak hava kaynaklı sağlık sorunlarıyla daha sık karşılaştığını belirtiyor.</p>

<p>Uzmanlar, sıcak havalarda bol sıvı tüketilmesini, ağır fiziksel aktivitelerin sabah erken veya akşam saatlerine bırakılmasını, güneşten korunulmasını ve sıcak çarpması belirtilerine karşı dikkatli olunmasını öneriyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.elipshaber.com/uzmani-uyardi-sicak-hava-kadinlari-daha-cok-etkiliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 12:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elipshabercom.teimg.com/crop/1280x720/elipshaber-com/uploads/2026/07/sicak-hava-kadin.webp" type="image/jpeg" length="18158"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Canan Karatay'dan çarpıcı açıklama: Kolesterolüm 350, damarlarım genç kızlarınki gibi]]></title>
      <link>https://www.elipshaber.com/canan-karataydan-carpici-aciklama-kolesterolum-350-damarlarim-genc-kizlarinki-gibi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elipshaber.com/canan-karataydan-carpici-aciklama-kolesterolum-350-damarlarim-genc-kizlarinki-gibi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Prof. Dr. Canan Karatay, katıldığı televizyon programında kolesterol değerinin 350 olduğunu açıklayarak, buna rağmen damar yapısının oldukça sağlıklı olduğunu söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Beslenme ve sağlık konusundaki açıklamalarıyla sık sık gündeme gelen Kalp ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay, katıldığı bir televizyon programında kendi sağlık durumuna ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p>Kolesterol seviyesinin 350 olduğunu açıklayan Karatay, yüksek değere rağmen damar yapısının son derece sağlıklı olduğunu belirterek, kolesterol ile kalp-damar sağlığı arasındaki ilişkinin yalnızca laboratuvar sonuçları üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>"Damarlarım 18 yaşındaki bir genç kızınki gibi"</h2>

<p>Yakın zamanda damar incelemesinden geçtiğini anlatan Karatay, doktorunun kendisine yaptığı değerlendirmeyi şu sözlerle aktardı:</p>

<p>"Benim kolesterolüm 350. Geçen hafta damarlarıma bakıldı. Doktor hanım bana, 'Hocam bunlar 18 yaşındaki kız damarları' dedi."</p>

<p>Karatay, bu örnekle yüksek kolesterol değerlerinin tek başına damar tıkanıklığı veya kalp-damar hastalığı anlamına gelmediğini savundu.</p>

<h2>"İyi ve kötü kolesterol ayrımı pazarlama stratejisi"</h2>

<p>Açıklamalarında "iyi kolesterol" ve "kötü kolesterol" tanımlamalarını da eleştiren Karatay, bu ayrımın bilimsel gerekçelerden çok ilaç sektörünün pazarlama anlayışıyla ilişkilendirildiğini öne sürdü.</p>

<p>Kolesterolün insan vücudu için hayati öneme sahip doğal bir madde olduğunu belirten Karatay, laboratuvar sonuçlarının tek başına hastalık göstergesi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti.</p>

<h2>Sağlık değerlendirmesinde bütüncül yaklaşım vurgusu</h2>

<p>Prof. Dr. Canan Karatay, bireylerin sağlık durumunun yalnızca kolesterol değerlerine göre değil; beslenme alışkanlıkları, yaşam tarzı, vücuttaki inflamasyon düzeyi ve metabolik sağlık gibi birçok faktör birlikte değerlendirilerek ele alınması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Karatay'ın açıklamaları, yüksek kolesterol ile kalp ve damar sağlığı arasındaki ilişkiye yönelik tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.elipshaber.com/canan-karataydan-carpici-aciklama-kolesterolum-350-damarlarim-genc-kizlarinki-gibi</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 06:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elipshabercom.teimg.com/crop/1280x720/elipshaber-com/uploads/2023/07/canan-karatay.jpg" type="image/jpeg" length="77767"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Osman Müftüoğlu'ndan 'hiç duyulmamış en yaygın hastalık' uyarısı]]></title>
      <link>https://www.elipshaber.com/osman-muftuoglundan-hic-duyulmamis-en-yaygin-hastalik-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elipshaber.com/osman-muftuoglundan-hic-duyulmamis-en-yaygin-hastalik-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, uzmanların "hiç duymadığınız en yaygın hastalıklardan biri" olarak tanımladığı vestibüler migrene karşı uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Prof. Dr. Müftüoğlu, Sabah gazetesindeki köşesinde vestibüler migrene dikkat çekti. "Baş dönmesinin arkasında sandığınızdan çok daha farklı bir migren türü olabilir." diye yazan Müftüoğlu, "Vestibüler migrenin en şaşırtıcı özelliği budur. Baş ağrısı hiç olmayabilir. Hastalığın en belirgin bulgusu baş dönmesi ve denge bozukluğudur. Bu nedenle tanı çoğu zaman gecikir. Hastalar baş dönmesini; gemide sallanıyormuş gibi hissetmek, zeminin kayması, odanın dönmesi veya yürürken dengesini kaybetmek şeklinde tarif eder. Buna ışık ve ses hassasiyeti, bulantı, hareketle kötüleşme ve zihinsel yorgunluk da eşlik edebilir." ifadelerini kullandı.</p>

<p>"Araştırmalar toplumun yaklaşık yüzde 3'ünde vestibüler migren bulunduğunu gösteriyor. Gerçek sıklığın ise bunun da üzerinde olduğu düşünülüyor. Uzmanlar bu nedenle vestibüler migreni 'hiç duymadığınız en yaygın hastalıklardan biri' olarak tanımlıyor." diye yazan Müftüoğlu, kronik stres, yetersiz uyku ve enfeksiyon ve alerjik süreçlerin vestibüler migreni tetiklediğini söyledi.</p>

<p>Müftüoğlu, tedaviye ilişkin ise şu bilgileri paylaştı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
"Tedavinin temelini düzenli uyku, stres kontrolü, sağlıklı beslenme ve kişiye özel koruyucu ilaçlar oluşturur. Bazı hastalarda magnezyum, riboflavin (B2 vitamini) ve koenzim Q10 gibi desteklerden de yararlanılabiliyor."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.elipshaber.com/osman-muftuoglundan-hic-duyulmamis-en-yaygin-hastalik-uyarisi</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 12:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elipshabercom.teimg.com/crop/1280x720/elipshaber-com/uploads/2024/03/bas-agrisi-gibi-fiziksel-sorunlar.jpg" type="image/jpeg" length="64728"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Araştırma: Çocuk sahibi olmak kanser riskine karşı koruyor]]></title>
      <link>https://www.elipshaber.com/arastirma-cocuk-sahibi-olmak-kanser-riskine-karsi-koruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elipshaber.com/arastirma-cocuk-sahibi-olmak-kanser-riskine-karsi-koruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avustralya'da gerçekleştirilen bir araştırma, çocuk sahibi olmanın kadınlarda meme kanseri riskine karşı koruyucu bir etki sağladığını ortaya koydu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Avustralya'da görevli bilim insanları yaptıkları araştırma ile dikkat çekici bulguları gözler önüne serdi.</p>

<p>Peter MacCallum Kanser Merkezi'nden ekip, çocuk sahibi olmanın kadınları meme kanserine karşı korumaya yardımcı olabileceğini ortaya koydu.</p>

<p>Avustralyalı araştırmacılar, hamile kadınların hamileliklerinin yaklaşık yarısında meme dokularında doğal olarak kanser öldürücü bağışıklık hücreleri ürettiklerini keşfetti.</p>

<p>Katil T hücreleri olarak bilinen bu hücreler, kadınları 10 yıla kadar meme kanserine karşı koruyabiliyor.</p>

<p>Çocuk sahibi olmamış kadınlar bu koruyucu hücreleri doğal olarak üretmezler, bu da hastalığa yakalanma olasılıklarının daha yüksek olduğu anlamına gelir.</p>

<p>Uzmanlar, bulguların 50 yaş altı kadınlarda meme kanseri vakalarındaki gizemli artışı açıklamaya yardımcı olabileceğini söylüyor; 50 yaş altı kadınlarda teşhisler 1990'lardan bu yana beşte birden fazla arttı.</p>

<p>Peter MacCallum Kanser Merkezi'nden ekip, bulguların önleyici tedaviye kapı açtığına ve çocuk sahibi olamayan veya olmak istemeyen kadınlara umut verdiğine inanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çalışmayı yürüten Profesör Kara Britt, "Araştırmamız, kadınların yüksek düzeyde öldürücü T hücrelerine sahip meme dokusuna sahip olmaları durumunda daha iyi sonuçlar aldığını gösteriyor. T hücreleri, kanser gibi anormal hücreleri tespit etmeye ve yok etmeye yardımcı olan özel bir bağışıklık hücresidir" dedi.</p>

<p>Britt, "Bu bulgular çok heyecan verici ve hamile kalmamış yüksek riskli popülasyonlarda meme kanseri gelişimini azaltabilecek bağışıklık önleyici müdahaleler için yeni yollar açıyor" ifadesini kullandı.</p>

<p>Nature Immunology dergisinde yayınlanan mevcut çalışma, gebelik hormonlarının gebeliğin yaklaşık dördüncü ayında meme dokusunda T hücrelerinin üretimini tetiklediğini ortaya koydu.</p>

<h2>Emzirmek de koruyucu etkiye sahip</h2>

<p>Yeni çalışma, emzirmenin de benzer bir koruyucu etkiye sahip olduğunu ve hastalığın başlangıcını on yıla kadar geciktirdiğini bulan yakın tarihli bir araştırmanın ardından geldi.</p>

<p>İtalya'daki Galliera Hastanesi'nde tıbbi onkoloji direktörü olan Dr. Andrea DeCensi, geçen ay Daily Mail'e verdiği demeçte, "İnsanlar bu konuda konuşmaktan çekiniyorlar, ancak geç yaşta çocuk sahibi olmak, meme kanseri oranlarındaki artışın en büyük nedenlerinden biri" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.elipshaber.com/arastirma-cocuk-sahibi-olmak-kanser-riskine-karsi-koruyor</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 15:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elipshabercom.teimg.com/crop/1280x720/elipshaber-com/uploads/2025/01/bebek-isimleri.jpg" type="image/jpeg" length="44161"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[100 yaşını geçenlerin kanında şaşırtan keşif!]]></title>
      <link>https://www.elipshaber.com/100-yasini-gecenlerin-kaninda-sasirtan-kesif</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elipshaber.com/100-yasini-gecenlerin-kaninda-sasirtan-kesif" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[100 yaşını aşan kişiler üzerinde yapılan bilimsel araştırma, sağlıklı ve uzun yaşamın ipuçlarını taşıyabilecek özel bir kan profiline ulaştı. Araştırmacılar, bu biyolojik izlerin gelecekte yaşlanmaya bağlı hastalıkların erken belirlenmesi ve sağlıklı yaşam süresinin uzatılması için önemli bir kapı aralayabileceğini belirtiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bilim dünyası, uzun yaşamın sırlarını çözmeye yönelik önemli bir çalışmaya daha imza attı. Boston University Chobanian &amp; Avedisian School of Medicine araştırmacılarının yürüttüğü ve GeroScience dergisinde yayımlanan çalışma, 100 yaşına ulaşan insanların kanında diğer bireylerden ayrılan dikkat çekici metabolik farklılıklar bulunduğunu ortaya koydu.</p>

<p>Araştırma, uzun yaşamın yalnızca genetik mirasla açıklanamayacağını, vücuttaki biyokimyasal süreçlerin de sağlıklı yaşlanmada önemli rol oynadığını gösteriyor.</p>

<p>Araştırma kapsamında Kuzey Amerika'nın en kapsamlı uzun ömür projelerinden biri olan New England Centenarian Study verileri incelendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çalışmada 70'i 100 yaş ve üzeri olmak üzere toplam 213 kişinin kan örnekleri analiz edildi. Bilim insanları, kan serumunda bulunan yaklaşık 1.495 metaboliti karşılaştırarak sağlıklı yaşlanmaya ilişkin biyolojik farklılıkları belirlemeye çalıştı.</p>

<p>İncelemelerde, 100 yaşını geçen bireylerde bazı safra asitlerinin olağan seviyelerin üzerinde olduğu, bazı steroid düzeylerinin ise yaş ilerlemesine rağmen korunduğu görüldü.</p>

<p>Araştırmacılar, bu metabolik yapının normal yaşlanma sürecinden ayrıldığını ve daha düşük ölüm riskiyle bağlantılı olabileceğini değerlendiriyor.</p>

<p>Çalışmanın dikkat çeken bir diğer sonucu ise metabolit düzeylerini kullanarak biyolojik yaşı tahmin edebilen bir yapay zekâ modelinin geliştirilmesi oldu.</p>

<p>Araştırmacılar, kişinin biyolojik yaşının kronolojik yaşından daha genç görünmesinin daha uzun yaşam süresiyle ilişkili olup olmadığını bu model üzerinden değerlendirdi.</p>

<p>Bu yaklaşımın ilerleyen yıllarda yaşlanmaya bağlı sağlık risklerinin erken belirlenmesine katkı sağlayabileceği ifade edildi.</p>

<p>BAĞIRSAK BAKTERİLERİ VE SAFRA ASİTLERİ ÖNE ÇIKTI<br />
Araştırmacılar, sağlıklı yaşlanmayla bağlantılı olabilecek biyolojik mekanizmaların daha ayrıntılı incelenmesi gerektiğini belirtti.</p>

<p>Öne çıkan başlıklar arasında şunlar yer aldı:</p>

<p>- Safra asitleri</p>

<p>- NAD ile ilişkili metabolik yollar</p>

<p>- Bağırsak bakterilerinin ürettiği metabolitler</p>

<p>- Oksidatif stres göstergeleri</p>

<p>- Bazı steroid hormonları</p>

<p>Bilim insanları, bu alanlarda yapılacak yeni araştırmaların gelecekte beslenme programları ve güvenli tedavi yöntemlerinin geliştirilmesine katkı sağlayabileceğini ifade ediyor.</p>

<p>Araştırmacılar, elde edilen bulguların uzun yaşamla güçlü bir ilişki ortaya koymasına rağmen bunun doğrudan neden-sonuç ilişkisini kanıtlamadığını vurguladı.</p>

<p>Bilim ekibi, farklı ülkelerde ve daha geniş katılımcı gruplarında yapılacak yeni çalışmalarla sonuçların doğrulanmasının hedeflendiğini belirtti. Nihai amaç ise yaşlanmaya bağlı hastalık risklerini önceden belirleyebilecek testler geliştirmek ve insanların daha uzun süre sağlıklı yaşamalarına katkı sağlayacak yeni yöntemler ortaya koymak.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.elipshaber.com/100-yasini-gecenlerin-kaninda-sasirtan-kesif</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 14:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elipshabercom.teimg.com/crop/1280x720/elipshaber-com/uploads/2023/08/amerikan-kizilhaci-escinsellerin-kan-verme-kisitlamasini-kaldirdi.jpg" type="image/jpeg" length="85053"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
